Geleceğimi tahayyül edemiyordum. Tek görebildiğim gündüzün geceyi takip ettiği ve nefes almaya, ayağa kalkıp bir ayağını ötekinin önüne koymaya devam etme çabasıydı.
"Siz kızınızı kaybettiniz. Hepimiz farklı farklı yas tutarız. Tanımlanan belli evreler var ama onlardan farklı şekillerde geçebiliriz. Bazılarına geri dönebiliriz. Kızgınsınız ve bu kızgınlık sizi tüketiyor. Diğer evrelere geçmekte zorlanabilirsiniz. Bilhassa kabullenmeye."
Bunu kim nasıl kabullenebilir?
O zamanlar onun mahkümiyetini bir amaç, ufuktaki bir hedef olarak değerlendirmiştim. O noktaya vardığımda kendime gelmeye başlayacağımı, ayaklarımın altında yeri, kaya değilse de kum ya da çakılı hissedeceğimi düşünmüştüm.
Ama hayır. Çok az şey değişti. Hala oradan oraya savruluyor, nefretimde boğuluyordum. Ve suçumda.