Ağlamamak için kendini o kadar zor tutuyordu ki içim paramparça oldu. Vedalaşırken ikimiz de ağzımızı açmadan, yalnızca kafalarımızı sallayabildik.
Bu beni Lizzie'nin beraber çalıştığı sağır insanları düşünmeye itti. Başlarına korkunç bir şey geldiğinde sesli kelimelerin yetmemesi gibi acaba onların da işaretleri afallıyor, parmakları sürçüyor muydu?
Algım ve dış dünya arasında tampon bir bölge, bir şeyleri tam olarak duyup anlamamı zorlaştıran bir sis var gibiydi.
Özür dileyerek tekrar etmesini rica ettiğimde Kay, "Şoktandır," dedi. "Doğru düzgün düşünemiyorsun. Çok normal."
Ani bir öfke üzerimdeki ağır havayı delip geçti. Karşı çıktım. "Normal değil, bunların hiçbiri normal değil."