“Ben bir rehber gibi sana sadece bir yön gösterebilirim"
dedi. “Senin seçimlerinin olumsuz ve istenmeyen sonuçlarını senden başka hiç kimse kontrol edemez.”
Alzheimer korkunç, harap edici ve acımasız bir hastalıktı. Hangisi daha kötü diye düşündüm. Hasta olduğunuzu bilmek mi, yoksa hasta olduğunuzu bilip sürekli olarak nedenini unutmak mı? Bu hastalık bundan çekenlerin bir ömür boyunca biriktirdikleri tek anlamlı şeyi ellerinden atıyordu: Anılarını.
Bunun ardından, akla hayale gelebilecek en hüzünlü, melodisiz ve monoton bir ağıtı andıran ve yeteri kadar çabuk bitmeyen ‘Mutlu Yıllar’ şarkısı söylendi. Benim haricimde, herkes ne kadar kötü söylediğimize güldü. Ben bu şarkıdan nefret ederdim. Bana Max’in son yaş günü pastasını hatırlatırdı: Yeşil kremadan oluşan bir sahanın üzerindeki bir futbol topu. Bir de üstündeki yedi mumu ve pastasının nasıl her zaman yedi mumdan ibaret kalacağını... Ölümün bir özelliği de kalıcı olmasıydı.