Bazı titiz mahkûmlar, kitaba ara verince sayfanın kıvrılarak işaret konmasına aşırı sinirleniyor, "Yapmayın be birader, bu ilkelliği bırakın, biraz kitaba saygınız olsun," diye sitem ediyordu; ama yine de çoğu kişi sayfalan katlamayı sürdürüyordu.
İnsanların otoriteden bu kadar korkmasına şaşırıyorum ama daha da hayret verici olan şey kolayca yalanlara inanıvermeleri. Onlara sorsan hiçbir gazeteye güvenilmez. Ama ora da yazan her şeye de inanırlar.
Nasıl oluyordu da bir insan üç kişiyi öldürüp iki akrabasını da yaraladıktan sonra rahat rahat uyuyor, şakalar yapıyor, türkü söylüyor ve hayattan zevk alabiliyordu?
Sevgilim, Her görüş günü geliyorum seni görmeye, haftada bir kerecik ama çoğu zaman izin vermiyorlar. Oysa bir kadının kocasını görmesinde ne gibi bir sakınca olabilir. Bir tel örgünün arkasından bile...
Yan ölü getirilen bir arkadaş, konuşabildiğinde anlatmıştı: “Beyin ameliyatı olmuştum, yarama dikkat etmeleri gerektiğini söylemiştim.’’ 'Ne yaptılar?" diye sorduklarında, “Teli getirip kafamdaki yaraların içine soktular,” demişti. “Yara ve beynim inanılmaz bir şekilde sarsıldı; böyle bir şeyi yaşamak mümkün değil."