"İnsanlıktır bu... Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır,soydukça insanlığı,kabuğundan soydukça,bir kat,iki,üç,dört,beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık,güzelleşir.Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur.(...)"
Şu Taksim alanında birbirlerini ezenler, o kadar insanın içinde hak tu, diye ortalığa tükürük savuranlar,sümkürenler, sümüklerini ağaç gövdelerine sürenler, hasta yüzlüler, vıcık vıcık boyalılar, suratlarından düşen bin parça olanlar, düşman gözlüler, gülmeyenler, birbirlerine düşmanlar gibi,birbirlerini yiyeceklermiş gibi,birbirlerini yiyeceklermiş gibi,birbirlerinin gözlerini oyacak,kuyusunu kazacaklarmış gibi bakanlar, korkanlar, utananlar, bunlar mı,korkanlar,ben ben,ben,diyenler,bunlar mı? Kuşlar da gitti... Giden kuşlarla...
Doğanın gerçekleştirdiği büyüye delicesine şaşırmak gerek. Gökyüzüne saçtığı, bu inip çıkan,çavan parlak renk parçacıklarına, ışılayan, binlerce renk karmaşasında,kaynaşmasında balkıyan...