İlk okumaya başladığımda yarım bırakmıştım sonra fark ettim kitabı anlamak için yaşamak gerekiyormuş yaşamadan okunacak türden değil. Ne söylemek istediğini fark edince de içinden çıkarmıyorsun.
İnsan bazı yerlerde bunu bana mi söyledi yoksa Josef'e mi diyor zamanlada Nietzsche'nin karşında Josef'le birlik oluyor çünkü kitapta Nietzsche'nin gücü, kararlılığı ve insan üzerinde kurduğu otorite o kadar iyi anlatılmış ki bu gücün karşısında tek kalmak çok zor. Doktorla birlikte Nietzsche'yi tedavi etmeye kaptırmış gibi hissediyorken kitabın bazı bölümlerinde sözleri öyle sert çarpıyor ki yüze o an Nietzsche'nin hakikata bakışının benliğine işlediğini fark ediyorsun.
(spoiler: Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz! Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil.)
İnsana ürperti veren o güç timsali sert adamın kendini tedaviye açması ise insanı kitap içerisinde istemsiz gülümseten mutluluklardan biri.
Ve kitabın sonunda yaşanan şokun verdiği heyecan tekrar okunmaya değerdi. Tek kötü yanı kitaptan sonra Josef'in de yaşadığı gibi Nietzsche'den ayrılmanın verdiği hüzün.