"Hz. Muhammed (s.a.v.), ilim ve hidayeti kabul etme yönünden insanları, üzerine yağmur yağan üç sınıf toprağa benzetir:
a- Birincisi su tutan, üzerinde otlar bitiren bir topraktır. Allah'ın dinini anlayan, öğrenip öğreten kimse bu toprağa benzer.
b- İkincisi, ot bitirmeyen çorak bir topraktır. Suyu tutar. Allah onunla da insanlara fayda verir. Ondan su içerler, hayvan sularlar ve otlatırlar. Kibirinden başını kaldırmayan kimse bu toprak gibidir.
c- Üçüncüsü ise, düz (yamaç, şaplı ya da tuzlu) bir yerdir. Ne su tutar ne de çimen bitirir. Allah'ın hidayetini kabul etmeyen kişi de böyledir."
"Hz. Muhammed (s.a.v.) alimler hakkındaki endişelerini de şöyle dile getirir:
a. Facir (yalancı - günahkar) alim ve cahil abid, ümmetimin helaki demektir. Şerlerin en kötüsü, alimlerin şerlileridir. Hayırların en hayırlısı da alimlerin hayırlılarıdır.
b. Alimler bozulduklarında insanlar kötülüğe meylederler.
c. Ümmetimden iki sınıf iyi olursa, (bütün) ümmet iyi olur. Bu alimler ve sultanlardır."
"Hz, Muhammed (s.a.v.) ilim adamlarının (alimlerin) önemini şöyle açıklar:
a. Alimler ümmetin güvenilen kişileridir.
b. Alimler, uyulması gereken rehber kişilerdir.
c. Alimle âbid arasında yetmiş derece (fark) vardır.
d.İIim öğrenilen kişiler, kendilerine karşı mütevazi olunması gereken kimselerdir.
e. İlim adamları gösterişten uzak, fakat son derece vakarlı olmalıdır.
f. Alimler gökteki yıldızlar gibidir. Yıldızlar nasıl karanlıkta yol gösterirse, onlar da yer yüzünde rehberdirler."