Ahsen Tosun

Bir Avuç Toprak Benim
suno.com/s/B7dN1rnRBb7NhEFw Yol üstünde bir taşım, Toprak ile yoldaşım. Ne tahtım var ne tacım, Eğik duran bir başım. Bir karınca nefesiyim, Kırık gönül kafesiyim. Şu koskoca deryada, Bir damlanın sesiyim. Gelen geçer üstümden, Haberim yok dostumdan. Varlık yükün bıraktım, Sıyrıldım bu postumdan. Ateş düştü can yandı, Gözüm yaşı bulandı. Cümle alem var iken, Gönlüm "Hiç"e dayandı. Miskiniyim bu yolun, Kırık kanadın, kolun. Adım sanım bilinmez, Bir acizce kulunum.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cem Et Divanında Sevdik
Bitap yolcuyum azığım kelamullah, Kuruyup çölde diken gibi eğri duruyorum. Serap durgunuyum hakikatim hayırhah Ah garip heybeyim; yamalarım kusurlarımı ah. Yol büklüm büklüm çentik Semayı üzüm üzüm içtik Aşkından arza serpildik Cem et divanında sevdik Kapılarda han han gezdik Eşiği bezdirmeden geçtik Mum ışıklarını eriyip sezdik Cem et divanında sevdik Ahsen
Alıntı
Kalbi kapayıp açmayı bilenler, insanlığı kapı dışarı ettiler.
Alıntı
Hasret Sana Vuslat Sana
Kalbî ukdesinde dağlar sarsılır Durma hatır çiçeği bu his sanadır Yaprakların hasatı, toprağın bendi Kavuşur gibi katre derya bahçesine Hasret sana vuslat sana sakın ola zahmet sanma Ruhuna tedbirler; yük ağırdır tevekkül eder Solma bahar şeni bu sayhalar tazedir İlk gonca gülün adı, ilk dikenin sanı Savrulur rüzgar gibi hakkın rahmetinde derya Hasret sana vuslat sana sakın ola zahmet sanma Ahsen
Alıntı
Zıll-u Sâye
Zaten akşam deminde çoğalır zıll u sâye oyunları bu fânî âlemin köhne dîvârlarında. Nûr bize nâdir bir ihsan, zulmet ise alnımıza yazılmış kaderdir. Nazarımın ferini ateşe teslim ettim; didelerimden eşk-i seylân döküldü. Tutamadım o serseri selleri, gönlümün yamaçlarından akıp gittiler. Hâlbuki mümkündü — bir kuyunun ka‘rında ziyâyı bulmak, zulmet bağrında parlayan bir kevkebi avuç içi kadar semâya sığdırmak. Lâkin ben ortasından bir siyah hâvî yuttum; sanki sadrımda açılan nâmı konulmaz bir uçurum gibi. Büyüdü sonra zılller, irileşti sükûtlar. Hâtıralar dîvârdan kopan paslı mıhlar gibi düştü zamana. En tepede kumla mestûr bir kubbeden damladı pervânelerin güz kanatları; her biri bir mevsimin son zikri gibi titreyerek indi zemîne.
Alıntı