Güneşin acımasız bir yargı gibi yaratıkların üzerine saçtığı bu soğuk aydınlıklar, gözlerimden içime akıyor; yoksullaştırıcı bir ışıkla aydınlanıyorum. Kendi kendimden tiksinmenin doruğuna erişmem için on beş dakika yeter, eminim.
Yüzünü solan güne doğru kaldırdı. Orada mısın? diye fısıldadı. Nihayet görecek miyim seni? Sıkılacak bir boynun var mı? Kalbin var mı? Ebediyete kadar kahrol, ruhun var mı? Ah Tanrım, diye fısıldadı. Ah Tanrım.