Geri Bildirim
  • Bitkiler âlemi yüzyıllardır oldukça karmaşık ve ilginç özellikleriyle insanların dikkatlerini celb etmeyi başarabilmiştir. Kimi çiçekleriyle, yapraklarıyla, kokularıyla, isimleriyle, kimi ise etken maddeleriyle (özü ya da özütleriyle) insanları çekmiştir. Bunlardan biri ‘Zakkum’ bitkisi nam-ı diğer; ‘Zıkkımın Dibi’ (bilimsel adıyla Nerium oleander)’dir.

    Zakkum; Apocynaceae (Zakkumgiller) ailesinden ülkemizde daha çok Batı ve Güney Anadolu’da, sulak alanlarda doğal olarak yetişen pembe çiçekli, çalı formunda zehirli bir bitkidir. Sulak alanları ve dolayısıyla suyu sevdiğinden peyzajda kültürü geniş ölçüde yapılmaktadır. Suyu sevse de yine de kuraklığa dayanıklıdır. Bu özellikleri zakkumu Akdeniz bitkisi yapıyor.

    Zakkumun özellikle Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde üreme stratejisi oldukça ilginçtir. (Bu husus tarafımızdan gözlemlenmiştir.) Normalde bitkiler üreme dönemlerini çimlenip erginliğe ulaştıktan sonra ‘çiçeklenme, meyve ve tohuma geçme’ aşamalarıyla tamamlarlar. Bu süre bir ya da en fazla iki mevsim sürer. Yani bir bitkiyi (genelde) bu üç aşamada en fazla iki mevsim görebiliriz. Fakat zakkum kendine özgü üreme stratejisi ile bunu dört mevsime yaymıştır. Zakkum bitkisini Akdeniz iklimli yerlerde mutlaka; ya çiçekte ya meyvede ya da tohumda görürüz. Bu durum bitkinin hayatta kalma potansiyelini ve süs bitkisi olarak kullanma potansiyelini arttırıyor gibi görünmektedir. Ayrıca bitkinin tüylü olan tohumları rüzgârda kolayca dağılır. Bu durum zakkumun, ‘yavru’larının çimlenip yaşamlarına devam etmeleri adına, dağılmaları için gösterdiği bir yayılma mekanizmasıdır.

    Akdeniz kökenli olan bu bitkiyi daha çok Türkçe adıyla kızgınlık anında söylenen; ‘Zıkkımın kökü’ ya da ‘Zıkkımın dibi’ tabiri ile bilmekteyiz. Bu tabir çok eskiye dayanmaktadır. Çünkü zakkum eski çağlarda -özellikle savaşlarda- zehir olarak kullanılmıştır. Oldukça zehirli olması özünde, özütünde ‘oleandrin’ glikozitleri içermesindendir. Tabii ‘bir canlının zehirli olması onun aynı zamanda şifalı olabileceği’ ilkesi tüm canlılarda olduğu gibi zakkumda da geçerli. Nitekim zakkumun bilhassa yaprakları ‘alçak’ dozlarda kalp kuvvetlendirici ve idrar söktürücü olarak kullanılabileceği bilinmektedir.

    ‘Zehir aynı zamanda şifadır’ ilkesine istinaden maalesef birçok insanın bu bitki ile acı deneyimleri ve acı sonları bulunmaktadır. Konunun uzmanı olmayan ellerde tedavi sonucunun acı olması şaşırtıcı olmasa gerek. Bu yüzden zehirli türlerin tedavide kullanımı ancak ehli olanlara bırakılması gereklidir. Bu sadece zakkum ile sınırlı olmayıp diğer tüm bitkiler ve genel olarak alternatif tıp hususunda da geçerlidir. Bilimsel desteği bulunmayan hiçbir ilaca ve bilimsel yöntemi olmayan hiçbir insana itibar edilmemesi gerekmektedir.
  • Bir insan karşısındakine açıktan açığa ve doğrudan kızgınlık ya da kırgınlığını söyleyemiyor, fakat imalı yollarla karşıdaki kişinin kendini mutsuz ettiğini ifade ediyorsa, kullandığı teknik "suçlu hissettirme" yöntemidir...

    Bu tip insanlarda, diğer insanları kullanma eğilimi bulunur.
  • "Sanılıyor ki, Türk milleti bir su kabına yerleştirilmiş ve altı hafifçe yakılmış bir kaptaki kurbağa gibi refleks gösteremeden suda kaynayarak ölecek. Bu tespit ilk başta doğru gibi görünüyor. Gerçekten milletin çok büyük bir bölümü, milli reflekslerini yitirmiş bir durumda, kendi özel yaşamına çekilmiş 'lanet olsun' havası içinde gelişmeleri izliyor. Görünürde tepki vermiyor. Ancak, içten içe büyük bir kızgınlık dalgasının yükseldiğini anlamamak mümkün değil. Bir valimizin ifadesi ile Anadolu'da çoban ateşleri yanıyor."
  • ""Kızgınlık, kırgınlık veya acıya tutunmayın.
    Enerjinizi çalarlar ve sizi sevmekten alıkoyarlar.""
  • Snelman sabrın inanç mertebesine yükseltilmesinden öfke duyuyor ve buna çok içerleniyordu.Kızgınlığının hedefi hem üst tabakalar hem de halkın kendisiydi.Üst sınıflara,1 kendileri için talep ederek aldıkları çeşitli özgürlükleri, refahı ve hayatı halktan sakındıkları, halka en ağır, onu rkırıcı ve zorlu ihityaçlar karşısında bile sabretmesi gerektiğini söyledikleri için kızıyordu.
    Halk kitlelerine ise sabrından dolayı kızgınlık duyuyordu.Halkın zeka durumundan yumuşak bir durumda olmasına, içinde bulunduğu sefalete, ayyaşlık ve fakirliğe, hukuksuzluğa kaba cehalete ve gerek maddi gerekse de manevi açıdan kötü bir hayat sürmesine aldırmadan, bunu olağan bir durummuş gibi kabullenmesine içerleniyordu.
  • En azından biliyoruz ki sağlıklı çocuk da haklı kızgınlık, öz koruma ve kendini dışavurma, yani tepkisel saldırganlık sergileyebilir. Bu durumda, belki de çocuk yalnızca kızgınlığını nasıl denetlemesi gerektiğini değil, nasıl ve ne zaman ortaya koyacağını da öğrenmelidir.
  • Bazı insanlar yalnızlıklarını ve boşluklarını gidermede kızgınlık duygusunu uyuşturucu bir madde olarak kullanır ve diğer insanlara karşı yaşadıkları sürekli öfke sayesinde kendileriyle yüzleşmekten kaçınırlar.