"Varolmakta olan bir varolanın "kendini" görebilmesi için, eşit derecede asli olarak dünyada var oluşunu ve başkalarıyla birlikte-oluşunu kendi varoluşunun tesis edici momenti olarak içine-nüfuz-eden-bakışa taşıması gerekir."
"Kendini duyularımız aracılığıyla gösterenin, özgün varlık minvali
içinde kendini takdim edebilmesini sağlamak ve hatta onun belirlenimini
yapmak hususunda Descartes başarısız olmuştur. Bunun nedeni
ise, sertlik ve direncin tecrübesine ilişkin onun sunduğu yorumun eleştirel
analizi sırasında gayet net biçimde anlaşılmıştı.
Buna göre sertlik, direnç olarak kavranmaktadır. Ama ne direnç, ne
de sertlik bizatihi tecrübe edilen ve böylesi bir tecrübe sayesinde belirlenebilen
olarak fenomenal anlamda kavranmamaktadır. Descartes’a
göre direnç şöyle bir şey demektir: yerinden oynamamak, yer değişimine
maruz kalmamak. Bu durumda, bir nesnenin direnç göstermesi demek,
yerini değiştiren başka bir nesneye kıyasla belirli bir yerde kalakalmak
ya da öyle bir süratle yer değiştirmek ki, bu sayede öteki nesne
onu “yakalamasın”. Oysa sertlik tecrübesini bu şekilde yorumlamakla,
duyusal müşahade edişin varlık minvali ve dolayısıyla bu müşahade
ediş sırasında karşılaşılan varolanın kendi varlığı içinde kavranılma imkanı büsbütün ortadan kaldırılmış olur. Yani Descartes, bir şeyi müşahade
etme varlık minvalini, kendisinin bilebildiği yegane varlık minvaline
nakletmektedir. Böylece, bir şeyi müşahade etmek, mevcut-olan iki
res extensaran belirli bir yanyana-mevcut-oluşuna dönüşür. Bu iki şeyin
birbirlerine göre hareket ilişkisi bizatihi extensio halinde olup, bu,
cismani nesnenin birincil olarak mevcut-oluşunu karakterize etmektedir.
Aslında, dokunma davranışının olası “ikmali”, dokunulabilir olanla
müstesna bir “yakınlık” gerektirir."
"Durumlar ve olaylar hakkında herkes bir şeyler bilir ve söyler, hatta yapılması gerekenler, ihmal edilip de “aslında” olması gerekenler hakkında konuşmayı herkes bilir. Başkalarının tahmin ve hissettiklerini zaten herkes tahmin ve hissetmiştir hep.Kulaktan dolma şeylerden hareket eden bu iz üstünde olma (zira sahiden “iz üstünde olan” onun hakkında konuşmaz aslında) müphemliğin Dasein'a sunduğu olanakların en tuzak minvali olup bu olanakları henüz nüve halindeyken boğuverir."
"Herkes diyor ki, ölüm kesin gelecek, ama şimdilik değil. Oysa buradaki "ama" yüzünden herkes, ölümün kesinliğini inkar etmiş olur. "Şimdilik değil" dendiğindeyse, sadece menfi bir ifadede bulunulmuş olunmaz.
Zira burada herkes, kendisiyle ilgili bir tefsirde bulunmuş olur.
Böylelikle ölüm bir başka bahara ötelenir ve bu yapılırken de sözde "genel efkar" referans gösterilir.
Böylece herkes, ölümün kesinliğinin kendine özgü olan şeyini, yani her an mümkün olabilirliğini, örtüverir."