"Açındırılacak sorunun sorulani Varlıktır,
varolan-şeyi varolan-şey olarak belirleyendir,
varolan-şeyin — onu ne denli tartşirsak tartışalım — anlaşılmayana daha şimdiden temel olan şeydir."
“Eğer herhangi bir nesnenin cinsinden [genus] söz ediliyorsa, ona bu cinsin bir türü de [species] tekabül etmek zorundadır; böyle değilse, önerme yanlış demektir: Mesela ruhun hareket ettiği ileri sürülüyorsa, uçuş, yürüyüş, büyüme, küçülme vb. gibi belli bir hareket ona özgü olmalıdır. Yoksa ruh hareketsizdir. Yani türü olmayan bir şeyin cinsi de yoktur: Bu topos’tur.”
"Çünkü insan
doğası böyle bir şeydir: Birlikte düşünme
sırasında, yani konuşmacılar birbirine görüşlerini aktarırken
(tarihsel görüşmeler hariç), eğer A aynı konuda
B’nin kendisinden farklı düşündüğünü saptarsa,
önce kendi düşüncesini gözden geçirip hata
aramak yerine, ötekinin düşünüşünde hata
olduğunu varsayar. Yani insan, doğası gereği
dediğim dediktir. Onun bu özelliğinden doğan
sonuçları öğreten disipline de ben diyalektik adını
vermek istiyorum; ancak, yanlış anlamalar olmasın
diye bunun yerine “eristik diyalektik” diyeceğim.
Demek ki eristik diyalektik, insanın doğasında
yatan dogmatikliğin işleyişini araştırıp açıklar."
"Tartışmaya başlarken kural olarak herkes kendi dediğinin doğru olduğuna inanır. Tartışma ilerlediğinde iki taraf da kuşkuludur. Ancak tartışmanın sonunda doğrunun bulunması, onaylanması beklenir. Ama diyalektik bununla meşgul olmaz: Bir kılıç ustası dövüşürken düelloya yol açan olayda kimin haklı olduğuyla ilgilenmez, tek dikkat ettiği şey, hamle yapıp isabet ettirmek ve hasmının hamlelerini savuşturmaktır."
"Muhalifimiz bunun için gerekli tekil durumları
kabul emişse, ona bu tekil durumlardan çıkan genel doğruyu kabul edip etmediğini sormaktan kaçınmalı, bunun yerine onu sonradan üzerinde anlaşılmış ve kabul edilmiş bir olgu olarak sunmalıyız. Çünkü zamanla muhalifimiz bunu kabul ettiğine kendi de inanmaya başlayacak, tek tek özel durumlar hakkında sorulan ama tabii sonunda amaca varan çok sayıda soruyu
hatırladıkları için dinleyiciler de öyle sanacaktır.."