Babam iki tek atınca oğlum hadi seni karpuzlara götüreyim derdi.
(Karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı)
Annem kızarır kızar, bey çocuk daha küçük, diye çıkışır mutfağa gider ağlardı.
Babam karpuzdan anlardı.
Akşamları kapının önüne oturup
O yaşlı kadınlarla konuştuğumuzda,
O kadar çok şey anlatılırdı ki anlayamadığım;
Çekinerek sorardım neden çiçekli
Saksılar yok diye pencerelerde.
...
Hava kararırken koşarak eve dönerdim,
Yolda rüzgarla konuşurdum korkudan.
Oysa birden ay çıkar yolun sonundaki denizi,
Aydınlatır, kurtarırdı beni gecenin zindanından.