Ağzımın üstünde bir gökkuşağı ağzın
Uyandım göğsünün has bahçelerinde
Sevgilim, acımın sahibi, dünyayı düzeltenim
İkinci bir sonsuzluk avuçlarımda gövden.
Ölüm…
Zamanın şah gülü
Senin soluğun mudur hazların kırmızı burcundan
Yaşamak diye dünyaya saldığımız çığlık?
Sürmeli yalnızlığım... Geldin ve gittin. Yapraklandım. Yıldız döktüm. Akşamı donandım. Ellerin yüzümde nilüfer.
Keder gülümsedi. Deniz bir gönül soluğu. Şarap tenimde gül açtı. Zamana dokundum. Mumlar Tanrıya değdi. Geçtiğin kasabalar birer arzu pıhtısı. Geldin ve gittin. İncinme masalı kentlerdesin şimdi. Işıklı caddelerde bir ölüm ıslığı. Sekiz çocuğun tabutu üzerinden uzanıp öptüm tozlu aynanı. Senin ağzında sekiz beşik, benim boynumda sekiz mezar... dört
mevsimli bahçelerden özürler buluyorum yaşamaya...