"Bazıları bizden nefret eder, darağacında sallandırılması gereken haydutlar olduğumuzu düşünür.
Bazıları bizden korkar, yakılarak öldürülmesi gereken iblisler olduğumuzu düşünür. Bazıları bize tapar, tanrıların çocukları olduğumuzu düşünür.
Ama hepsi bizi tanır."
Tek cümle ile kesinlikle nefes kesen bir seriydi. O nasıl kitaptı? Nasıl muhteşem kurgudur? Her ayrıntısı ve her karakteri ile kesinlikle sıkılmadan okunabilecek bir seri. Genelde serilerle pek aram yoktur çabuk sıkılır ve bırakırım ama bu seri... Bitirdiğim ilk ve tek seri.
1300'lü yıllarda dünya bir salgın ile karşılaşıyor. Bu hastalık Kanlı Hummadır. Bu hastalık insanlar üzerinde üç şekilde etkileyebilir:
-ölümünüze sebep olabilir
-Size hiç zarar vermeden geçebilir.
-Kalıcı izler (Göz-saç renginin değişmesi, büyük yara oluşması vb.)
Kitabın konusu da son madde üzerine kurulu.
Hastalıktan izler taşıyanlara halk içinde Malfetto diyen de var Uğursuzlar diyen de Genç Elitler diyenler de var. Malfetto çocukları olan aileler, uğursuz- lanetli sayılıp, kötü davranılarak dışlanıyorlar. İkinci sınıf sayılmayı bırakın insan yerine dahi konmuyorlar.
Kanlı Humma malfettoların çok az bir kısmın da özel güçlere sebep oluyor. Özel güçleri olan malfettolar masum malfettoları öldürenlerden intikam almak bir cemiyet kuruyorlar. GENÇ ELİTLER... Özel güçleri olan Genç Elitler'i halk içerisinde kahraman olarak adlandıran kesim olasada onları diğer malfettolardan farklı görmeyenlerde var.
Kitapta benim en çok dikkatimi çeken başkarakterdi. Marie Lu'yu bu seri ile tanıdım ve kesinlikle sıra dışı ve garip bir hayal gücü var. Adelina'dan bu çıkarımı yapabiliriz bence.
Genelde kitaplarda başkarakter iyi olurken burada kötü ama Adelina'yı okudukça daha çok seviyor, daha çok bağlanıyoruz ve bir yerden sonra yaptıklarını