Fatma ILGIN

Fatma ILGIN
@kolyos_3
Her bir tavır için onların gönüllerinde bir vadi açmam gerekiyordu. O vadileri de sırasıyla aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret, fakr ve fena olarak tespit ettim. Her tavrın merhemi- hasta olmasa da-, o vadiye yönelmekte esenlik buluyordu. Buna göre her bedenin aşka ihtiyacı oluyor, her nefis marifete yönelerek şifa buluyor, her kalbe bir istiğna makamı gerekiyor, her ruhta tevhit tecellisi zaruri oluyor, her sır hayrete düşürüyor, her fakirlik halı gizlilik gerektiriyor ve her fakrın sonu Renata, yani yok oluşa, belki yokluk bularak var olmaya çıkıyordu.
Sayfa 255·Kitabı okudu
Reklam
Bu yedi tavır, sanki balçıktan ruha doğru yükselen kişilik katmanları gibiydi. Önce kalıbı oluşturan tabiat vardı. Tabiat toprak demekti ve maddeyi temsil ediyordu. Bu maddeyi içten dışa nefis, kalp,ruh,sır,hafta ve nihayet Ajda adlarıyla mana halkaları kuşatıyordu. Toprak olan beden nefis ile yoğruluyor, bedenin iyilikleri kalp sayesinde nefse karşı koyuyor, ruh kalbin açtığı yolda yükseliyor, bu yükseliş bedendeki her türlü sırrın -buna hastalıklar da dahil- kapısını aralıyor, hafada sırrın sırrına erişiliyor ve nihayet ahfa ile sır çözülüyordu.
Sayfa 255·Kitabı okudu
Bu kardeşiniz nice masallar ve hikayeler bilir, nice sırlara vakıftır. Amma duyarsa söylemez, bilirse unutur!
Sayfa 261·Kitabı okudu
Tabduk Sultan'ım bir gün"Sen sende iken menzil alamazsın Aslanlı yadigârı!" demişti. Denize dalmadan gevher bulunmazdı. Er manasını bilmeyen cahillerin bağrı taştan olur, delinmezdi. Oysa er olanın gözüne mağripten maşrık ayan görünür perde olunmaz; aşık olup da can vermeyince canan bulunmazdı.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Okudukça öğrendim ki İslam'ın temeli ahlak, ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıl imiş.
Sayfa 225·Kitabı okudu
Reklam