Farabi için ideal olan, insanların sadece karnının doyması veya güvende olması değildir. Bunlar "zorunlu şehirlerin" amaçlarıdır. İdeal olan, insanların bilgiyle aydınlanması ve ahlaki erdemlere ulaşmasıdır.
Farabi’ye göre, kötü yönetilen veya adaletsiz bir toplumda yaşayan tek bir kişinin "tam mutlu" olması imkansızdır.
• Düşünce: Doğruyu ve yanlışı ayırt etmektir.
• Toplumsal Düzen: Bu doğruların yasalar, eğitim ve yardımlaşma ile sokağa inmesidir.
Farabi, Aristoteles’in izinden giderek insanın doğası gereği siyasi/sosyal bir canlı olduğunu savunur. İhtiyaçlarımızı (yemek, barınma, güvenlik, sevgi) tek başımıza karşılayamayacağımız gibi, ahlaki gelişimimizi de tek başımıza tamamlayamayız. Sabırlı olmayı öğrenmek için başkalarına, cömert olmak için bir topluma ihtiyacımız vardır.
Farabi’ye göre bir insanın evrenin sırlarını bilmesi, matematik veya fizik dehası olması onu "bilgin" yapar ama tam anlamıyla "mutlu" yapmaz. Bilgi, sadece bir araçtır. Eğer bu bilgi eyleme dönüşmüyorsa, Farabi bunu eksik bir yetkinlik olarak görür.