Ama Ömer'in kulakları bir başka sesi duyar gibiydi. İlahi bir ses, "Ellezi yemliku nefsehu ındel ğadab" (Gerçek başpehlivan, kızgın halde iken nefsine hakim olandır,) demekteydi.
Yüzlerine, sanki tesadüfen orada bulunuyorlarmış, doktor ahbaplarıymış ya da hemşire hanımı iyi tanırlarmış da geçerken uğrayıp merhaba demek istemişler, havadan sudan bahsedip, kahve içip gideceklermiş izlenimini vermek isteyen masum birer maske yerleştirmişlerdi.