Adı:
Beyaz Zenciler
Baskı tarihi:
Mart 1991
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390031
Orijinal adı:
Hvite Niggere
Çeviri:
Banu Gürsaler Syvertsen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Beyaz Zenciler uyku tulumları, sırt çantaları ve bira kasalarıyla Çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... Beyaz Zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler: Onları en iyi polisler tanır!.. Beyaz Zenciler, mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler... Beyaz Zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler: Bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların, hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler... Beyaz Zenciler gerçekten "düzen karşıtı"dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. Onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada, "imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat" yaşamayı seçmişlerdir...

"Beyaz Zenciler coşku dolu, hem derin bir hüznü, hem de güçlü bir yaşama sevincini duyumsatabilen, çok renkli bir roman: Ölümün kıyısına da "Bilemediğimiz ne çok şey var şu dünyada, iş ki aydınlık geleceğe hazırlıklı bulunalım" sözlerini söyleten ruh haline de içtenlikle yaklaşıyor yazar. (...) Türkiye'deki gibi 'uslu' toplumlar, doğal olarak kıyıda yaşamanın da kıyısından geçiyorlar. Batı'da gelişen alt kültürler de buralara pek uğramadı; aslında, burada, üst kültürün kendisini de alt kültürlerin toplam çarpıklığı belirlediğinden, kıyıda doğup gelişen kültürlerden söz etmek çok zor."
- Murat Aykul, Güneş

Ambjörnsen'ın kitabı hem yeraltına giden yolu ve oradaki yaşam biçimini birinci elden anlatır ve pek bilinmeyen bir dünyanın kapısını aralar, hem de yerüstünün, temelinde karbon kağıdıyla oluşturulmuş 'serüvenini' gözler önüne serer."
- Serhat Öztürk, Nokta

"Beyaz Zenciler, en sıradan tarifle düzen karşıtı bir roman. Ancak her yerde duyulan türden değil. Beyaz zenciler, gerçek birer düzen karşıtı! Bütün ideal ve ideolojilere karşı güvensizlikten öte nefret var."
- Metin Solmaz, Cumhuriyet Kitap
İncelemeye yazarın kendi sözleriyle başlamak istiyorum:

"Beni "Beyaz Zenciler" ve "Son Tilki Avı"nı yazmaya iten 70'li yıllarda yayınlanan kitaplar oldu. Bu kitaplar blöf doluydu. Uyuşturucu cehennemlerini anlatan uyduruk anı defterleri, filan. Her şeyin bombok çevreler olarak anlatıldığı bu kitaplar beni çok öfkelendiriyordu. İnsan her yerde insandır. İnsan bilmediği şeyleri yazmaya çalışmamalı. Ben bunları hem bildiğim, hem de takıntım olduğu için yazdım."

Kitabın konusu, burjuva yaşamını reddetmiş, toplum kuralları dışında yaşayan, hayali iyi bir şair olabilmek olan baş karakterimiz Erling Haefs'in yaşamı ve arayışları etrafında şekilleniyor. Alkol, marihuana, lsd, seks, küfür vs. bol bol var kitapta. Şu meşhur "Türk Aile Yapısı"na hiç uygun değil. Kitap herkese göre değil. Ama kitabın aldığı eleştirilerdeki gibi anlattığı yaşamlara özendirme amaçlı yazılmadığı açık. Yazar burjuva kültürüne yer yer ince ince, yer yer de doğrudan giydiriyor. Yaşantılar aykırı olsa da bir o kadar gerçek. Bir yanda sefalet, açlık, umutsuzluk, hayal kırıklıkları, vazgeçişler; diğer yanda kaybedecek bir şeyinin olmamasının verdiği özgürlük hissi, gerçek dostluklar, her şeye rağmen kaybedilmeyen yaşam sevinci...

Sanki kitabı okumuyorsunuz da yazar karşınızda oturmuş, size anılarını anlatıyor. Mizahi ve akıcı üslubu, sevdiğim yazar ve şairlere yapılan göndermeler eşliğinde keyifle okudum kitabı.

Bu arada yazarın, kitabın Türkçe yayın hakkını iki adet lületaşı pipo karşılığında vermiş olduğunu öğrenmek de hoş bir ayrıntı oldu.

Ben çok sevdim, öneririm.

"Charly doğru söyle nasıl bir şey?"
"Ne nasıl bir şey?"
"Yazar olmak, kitabını elinde tutmak."
Kitabın siyah renkli kapağına bir an baktıktan sonra ceketinin cebine soktu ve durup düşündü.
"Pek önemli bir şey değil." deyip Rita ve benim dudaklarıma birer öpücük kondurdu.
"Düşlerimiz daha büyüktü!"
Nejat İşler in başucu kitabım dediği okurken bitmesini hiç istemediğim müthiş bir eser. Kitabın dili o kadar akıcı ve samimi geldi ki romanın ana karakterleri olan Charly, Rita ve Erling 'e bende katılıp Norveç in soğuk,ıssız,karanlık, kimsesiz gecelerini sahiplenerek müthiş maceralar yaşadım. Konu olarak baktığımızda bu üç arkadaşın çok güzel hayalleri var(yazar olmak, şair olmak, ressam olmak gibi) ama bu hayallerine ulaşmak için asla yaşam tarzlarından taviz vermiyorlar. Verilen mesaj şu aslında; İnsanın hayal kurması için hayallerin gerçekçi olması gerekmez, yeter ki bir hayaliniz olsun...Arkadaşlık, vefa, samimiyet, üzerine yazılmış, yeraltı edebiyatı dalına girdiği için dili yer yer argo, yer yer küfürlü olan eğlenceli gerçek bir hikaye...okuyun arkadaşlar...
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.628 Oy)8.905 beğeni28.997 okunma860 alıntı141.024 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.440 Oy)19.208 beğeni43.817 okunma3.067 alıntı184.855 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.079 Oy)6.426 beğeni16.988 okunma2.789 alıntı86.909 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.465 Oy)3.960 beğeni13.097 okunma1.255 alıntı53.640 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.517 Oy)8.116 beğeni23.021 okunma856 alıntı90.883 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.968 Oy)8.939 beğeni26.572 okunma2.711 alıntı116.084 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.375 Oy)9.340 beğeni25.947 okunma1.865 alıntı120.103 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.797 Oy)13.525 beğeni34.867 okunma3.465 alıntı147.580 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.533 Oy)7.948 beğeni21.546 okunma4.059 alıntı130.782 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.247 Oy)6.955 beğeni20.305 okunma728 alıntı114.285 gösterim
Açık söylemek gerekirse yeraltı edebiyat kitaplarından çok hoşlanmam. Bana bu kitabı bir arkadaşım hediye etti. Beni çok iyi tanıyan ve kitaplara ne kadar düşkün olduğumu bilen biri. Suratım ister istemez ekşidi. Bana "Bu kitabı çok seveceksin" dedi. Ankara'da doğup büyüdüğüm için midir bilmiyorum ama ben kış insanıydım hep. Yazı sevmez, kışın battaniye altına girmek için can atardım. İşte kitabı okuduğum dönem Ankara'da kar durmuyordu. Ben o karda parka gidip bu kitabı okuyordum. Kendimi Norveç'te gibi hissediyordum. Ingvar öyle güzel işlemiş ki soğuğu bu kitaba, bana hissettirdiği diğer duygulardan söz bile etmeyeceğim. Her kahramanı kendi içimde ayrı ayrı yaşadım. Onlarla beraber aç kaldım, üşüdüm, uykusuzluk çektim, sarhoş oldum. Kitap bittiğinde bana hissedilecek o kadar çok duygu kalmıştı ki uzunca bir süre etkisinden çıkamadım. Sonuç mu? Arkadaşım haklı çıktı bende birkaç hafta Norveç'in sokaklarında gezmiş oldum...
Hediye olarak gelen bu kitap vesilesiyle, Norveç ve yeraltı edebiyatıyla tanışmış oldum. “Beyaz Zenciler” toplumdan farklı düşünce ve yaşam tarzına sahip, dışlanmış, özgürlüğüne düşkün, kötü alışkanlıklara sahip ama kimseye zararı dokunmayan, dostluğun değerini bilenlerin hikayesi. Aslında en güzel düşüncesi şahsen, özgürce kendi hayatını yaşayabilmek.

Başta okurken biraz sıkılmıştım ancak sonra epey sardı. Yazar önce Charly, Rita ve Erling adlı üç dostun şimdiki anını anlatıyor daha sonra Erling’in ağzıyla her birinin geçmişini ve birlikteliklerini ele alıyor. Her ne kadar kötü alışkanlıklara sahip olsalar da ve bu size itici gibi görünse de kendilerinden başkalarına hiçbir zararı dokunmayan hayatlar bunlar. Gerektiğinde herkesten daha fazla insancıllar. Ayrım yapmaksızın, hiçbir karşılık beklemeden yardım eli uzatırlar. Aslında bir yanıyla her yaşam tarzına sahip insanların aynı olmadığına da vurgu yapıyor. Arkadaşların birbirlerine olan düşkünlükleri… Bunlar etkileyici kısımlarıydı. Yer yer argo ve küfürler mevcut türünü dikkate alırsak normal de.

Farklı düşünce ve yaşamlara saygı duymayan ve eleştiren kişilerin bu kitabı okumasını tavsiye etmiyorum. Ama yeraltı edebiyatıyla tanışmak ve farklı yaşam tarzına sahip insanlarla okurken empati kurmak için ilginç bir deneyim olacaktır.
Grup Yorum'un bir şarkısı vardır "Madenciden" diye. Tabii ki maden işçilerinin zorlu emeklerinin kitapla bir alakası yok ama o şarkıdaki bir cümle benim için bu kitabın özeti gibi olmuştu; "Yer altında ezilenler, yer yüzüne seslenirler!"
Evet bu kitap yer altının yer üstüne seslenişidir. Ama işçi sınıfının en şerefli evlatlarının seslenişi değil bu. Küçük burjuvanın hayatın içinde savrularak edindiği yer altı pozisyonunun kalbur üstü kapitalizme seslenişi bu kitap.
Ve aslında quantum fiziği sonrası post modernizmin küçük burjuvayı yenilgiye uğratan bilinemezcilik ve bu yüzden de boş vermişlik felsefesiyle savruluşunun da bir hikayesi aynı zamanda.
Ama kalemi güzel bir hikaye, okunabilir ve bence okunmalı da aynı zamanda . . .
Bir yola neden çıktığınızı bilmiyor olabilirsiniz. Yoldaki bu kalabalığın içinde ne işiniz olduğunu bilmiyor, hatta bunu sormuyor bile olabilirsiniz. Yolun sonunu merak etmemek gibi bir dinginliğin, sonsuza kadar yürümeye yetecek bir gücün sahibi de olabilirsiniz. Sizi yolculuğa çeken yolun sonu değil, yolun kendi de olabilir. Belki sadece gitmeyi seviyorsunuzdur. Kaçıyor da olabilirsiniz ya da böyle olduğunu sanıyorsunuzdur. Öyledir.
Kitaba Jack Kerouac'ın Yolda kitabından bir alıntı yaparak başlamak istedim. Yazar bu yalın dili ve akıcı üslubu ile kitaba bağlanmanıza sebebiyet verir. Yazar olmak isteyen kahramanımız çocukluktan başlayıp yetişkinliğe doğru her bir macerasını paylaşır. Bu macerada her bir şeyi görürsünüz. Aşk,küfür,uyuşturucu,seks,başkaldırı,açlık,dostluk,isyan... Kitabı okuduktan sonra bir yerlere kaçıp topluma sırt çevirip içimizde olan gençlik ateşini yakıp yaşama isteği dozajı tavan yapıyor :) Her gencin okumasını şiddetle tavsiye ederim her ne kadar toplum normlarına ters düşse de. Lise ve üniversite yıllarında çoğumuzun çantasını sırtına atıp bir yerlere kaçma isteğini yazar yapar ve bizde hayranlıkla okuruz.
Yeraltı edebiyatı kült eserlerinden biri. Yayınevi yeraltı edebiyatı serisindeki tüm kitapların ilk sayfasında bu edebiyat türünün tanımını yapar bildiğiniz üzere. Tanım içinde bu kitabın adı da geçer. Bunu sormuştum özellikle. Eser gerçekten çok sağlam sarsıyor ve etkisi uzun süre devam ediyor. Ben çok beğendim. Şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca Nejat İşler 'in de başucu kitabım dediği bir kitaptır bu kült roman
Bende merak uyandiran, kitap bittiginde,norvec ve fiyortlari oldu.isin enteresan kismi kitabi bitirdikden sanirim on dakika sonra tv de norvec hakkinda gezelim gorelim tarzinda bir programa denk gelmem oldu.kitapdaki tasvirleri iste o zaman yetersiz buldum desem yeridir.harika ve bir o kadar ilham verici fiyortlara ve dogal guzellige sahipmis norvec.cidden beyaz zenci olasi en guzel ulkelerden biri.kitap hakkinda fikirlerime gelirsek, yeralti edebiyati asina ve sevdigim bir alan ama bu kitap diger deneyimlerimden daha farkli bir tat birakti bende.basta yadirgamadim desem yalan olur tabiki okudugum diger yaralti edebiyat kitaplarina gore.cunku digerlerinde daha fazla surec icinde yasanan duygularin verdigi anlatim daha on planda olurdu.bu kitaptaki fark, dipte yasanan hayatin insandaki olusturdugu icsel yolculuktan ziyade, hayatin olagan duzeni icinde kendisinin ve arkadaslarinin izledigi yolla ilgiliydi.ceviri ve uslubuyla ilgili soylenecek fazla birsey yok cok akici ve surukleyici bir anlatim.yeralti edebiyati severlere tavsiyemdir, simdiden ii okumalar.
yeraltı edebiyatının güçlü kaleminden bir eser. genel olarak tahrik etmiyor insanı ama fikirlere karşı bir nefret tutumu mevcut. duygusal bir kitap niteliğinde gibi biraz. yeraltı edebiyatının kendi fonksiyonlarının ortak noktası mı bilmem ama bu kitapta da farklı bir ütopya hakim geldi bana. eğer sizde dayatmacı sisteme karşıysanız mutlaka okumanız gerekir.
Dövüş Kulübü'nü okurken yayınevinin yeraltı edebiyatı serisinde bu kitabın adını görmüştüm ve ilgimi çekmişti, iyi ki de çekmiş.

Bu tarz bir çok kitabın aksine bu kitabın yazarı "yeraltını" yani bu kitapların geçtiği dünyayı yakından tanıyor, oralarda yaşamış biri, kitabı da o dünyayı bilmeyenlerin yazmasına sinir olduğu için yazmış. Romanda otobiyografik roman havası var, bununla ilgili kesin bir bilgi edinemesem de yazarın hayatından bir çok esintiye sahip olduğu kesin, duygular, karakterler insana okudukça bunu hissettiriyor.

İlk cümle ile birlikte bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyorsunuz ve yazarın hafiften mizah içeren anlatımı ile hayatın farklı bir yüzünü görüyorsunuz. Beyaz Zenciler edebi bir roman sayılmaz, büyük olaylar da yok, okura hiç bilmediği yaşamlar sunuyor sadece ve bu da onu değerli kılan şey işte. Şunu da eklemeliyim ki, yazar öyle güzel anlatıyor ki insanın o üçlüye katılası geliyor, yazarın kaleme aldığı dostluk o kadar şahane ki biz "nezih" insanlar arasında bulmak çok zor olsa gerek.
Norveç'in beyaz tenlileri olarak toplum dışı kalmış amfetamin, LSD, esrar, alkol, norm dışı seks gibi özellikler taşıyan bireyler. Halk veya aynasızlar arasında Beyaz Zenciler olarak tanınan kişiler. Bu tanımda büyük bir hata görmemek elde değil. Bu tarz kişiler neden Zenci şemasıyla eşleştiriliyor? Yazar da aynen bu şemayı kullanmış. LSD, esrar, alkol vs. uyuşturucular neden bir ırka(Biyolojik olarak ırk bile değil. Birbiriyle üreyemeyen türlere ırk denir. Başka bir kelime karşılamıyor maalesef.) indirgeniyor. Bu benim sayfalarca sorguladığım mantıksız dolu kapsayıcı kelime. Yazar da boyle düşünüyorsa neden kullanıyor? Bu kitabın eleştirilecek bir noktası.

Kitabı 3 boyutta değerlendirdim kafamda. İlk bölüm günümüz yaşantı anlatışı, ikinci çocukluğa gidiş ve üçüncüsü bahçıvan okulundan sonraki günler. İlk bölümün başları muazzam gidişe sahneydi. Modern yaşantımıza ağır eleştiriler içeren yer yer kahkaha attıran tespitler bulunuyordu. Sonraki sayfalar tempo biraz düştü. Bu da 52-b binasına geldikten sonra oluşan bölümü kapsamakta. Olay daha sonra çocukluğa döndü ve buralara bayıldım doģrusu. Okul sıralarında Elring kendini sevdirdi. Faşist okul müdürü sahneleri güldürdü. Elring'in Hamsun'u, Karamazov Kardeşleri okuyuş sahnelerini ve merakı ilgimi çekti. Kütüphaneden çıkmayan gece gündüz okuyan çocuk esrar, LSD, tütün kullanmaya başladı. Bu merakı birden kayboldu ve bende bunu sevmedim. İkisini bir arada yapamadı mı? İkinci bölüm olarak değerlendirdiğim kısım hoş manzaralara sahipti.

Üçüncü ve beni sıkan bölüm. Bahçıvanlık okulu ve sonrası. Rita'nın yanına gidişi ve Charly'nin gelişiyle biraz kıpırdansa da içten içe sıkıldım. Öyle aman aman hayallerinin peşlerinde koşan gençler değillerdi. Erling ve Charly şair olmak istiyorsa da bunu başaramıyorlar. Yazar bunu esrar, seks, LSD, tütün gibi maddelere bağlıyor ki ne zaman bunları bırakıp eve kapandılar işte o zaman Charly başarılı oldu. Elring'in ise alanı şiir değildi en azından günümüzdeki kısımda biliyoruz.

Bir de okuduklarıma göre Nejat İşler baş ucu kitabının bu olduğu söylemiş. Büyük bir eser görmedim ortada. İyi bir yazım fakat o kadar da göklere çıkartılıp baş ucu edilecek cinsten değil. İnsanlar abartmayı seviyor.
Kitabın yayıncısı olan Ayrıntı Yayınlarının, yeraltı edebiyatı dizisine ait kitaplarındaki ilk sayfa tanıtımında bahsettiği Beyaz Zenciler işte bu kitap. Yeraltı edebiyatının mihenk taşlarından biri olan bu eser, dünyanın en iyi ülkelerinden biri olan Norveç'in karanlık ve soğuk yüzünü bizlere tüm çıplaklığıyla göstermektedir. Ingvar Ambjörnsen'in sadece iki adet lüle taşı pipo karşılığında kitabın telif hakkını verdiği doğrudur. Kitapta yazıyor zaten hatta okudukça böyle bir hakikatı kabul ediyorsunuz ister istemez. Sıradışı yazarımızın anlattıkları haliyle pek normal hikayeler değil. Ancak okudukça esrar içmeyi, tek gecelik ilişkileri, alkolle kafa bulmayı, argo konuşmayı normal karşılıyorsunuz. Erling adında bir yazarın çocukluk arkadaşları Charly ve Rita ile yaşadığı anılar ve ürettiği çılgınlıkların çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde meydana getirdiği olayları merakla ve ilgiyle okudum. Türü seviyorsanız muhakkak okumalısınız. Bazen trajik, bazen komik, bazen aksiyon dolu hikayeler aslında hepimize insanlık ve yaşamla ilgili birçok anekdot sunuyor. Tüm bu ibretlik hikayelere karşın arkadaşlığın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir eser. Gerçek anlamda bir alt kültür romanı. Düzene karşı gelenlerin hayat mücadelesi diyebiliriz. Okudukça kendinizden bir şeyler bulmanız mümkün. Kendinizi kahramanların yerine koyabilir, onların neler hissettiklerini derinden hissedebilirsiniz. Yazar tasvir anlamında oldukça başarılı. Gerek mekan, gerek kişiler, gerekse hisleri anlatmada oldukça iyi bir iş çıkarmış. Klasik edebiyattan uzaklaşıp yeni tatlar almak isteyenler için güzel bir seçenek olacaktır. Beyaz Zencileri okuduktan sonra başka yeraltı edebiyatı neler var diye merak edip araştırmanız olasıdır. Ben çok beğendim. Tek kelimeyle mükemmel bir roman olmuş.
"Önceleri bizim için ÖLÜM bir hızdı, kırlarda alabildiğine koşan , geçtiği yerlerden papatyaları havaya uçuşturan kara , yağız bir at..."
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 41 - Ayrıntı Yayınları 3. Basım Aralık 1994
Önceleri bizim için ölüm bir hızdı, kırlarda alabildiğine koşan, geçtiği yerlerden papatyaları havaya uçuşturan kara, yağız bir at...
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 46 - Ayrıntı Yayınları - 11. Baskı - Çev. Banu Gürsaler Syvertsen
"Rita on mayısta öldü.O sabah öylesine kıvranmıştı ki acıyla , eroin bile yetmemişti ağrının şiddetini hafifletmeye ."
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 64 - Ayrıntı Yayınları 3. Basım Aralık 1994
Kendi duygularını bulmaya başladıkça geçiyor.
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 300 - Ayrıntı Yayınları Norveççe'den çeviren:Banu Gürsaler Syvertsen
"Öylesine bir düzen içine girmiştim ki gece , sabahın altısında başlıyordu benim için."
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 278 - Ayrıntı Yayınları 3. Basım Aralık 1994
Büyük kentlerde insanı her köşenin ardında yeni bir imkân bekler!
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 312 - Ayrıntı Yayınları - 11. Baskı - Çev. Banu Gürsaler Syvertsen

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Beyaz Zenciler
Baskı tarihi:
Mart 1991
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755390031
Orijinal adı:
Hvite Niggere
Çeviri:
Banu Gürsaler Syvertsen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Beyaz Zenciler uyku tulumları, sırt çantaları ve bira kasalarıyla Çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... Beyaz Zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler: Onları en iyi polisler tanır!.. Beyaz Zenciler, mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler... Beyaz Zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler: Bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların, hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler... Beyaz Zenciler gerçekten "düzen karşıtı"dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. Onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada, "imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat" yaşamayı seçmişlerdir...

"Beyaz Zenciler coşku dolu, hem derin bir hüznü, hem de güçlü bir yaşama sevincini duyumsatabilen, çok renkli bir roman: Ölümün kıyısına da "Bilemediğimiz ne çok şey var şu dünyada, iş ki aydınlık geleceğe hazırlıklı bulunalım" sözlerini söyleten ruh haline de içtenlikle yaklaşıyor yazar. (...) Türkiye'deki gibi 'uslu' toplumlar, doğal olarak kıyıda yaşamanın da kıyısından geçiyorlar. Batı'da gelişen alt kültürler de buralara pek uğramadı; aslında, burada, üst kültürün kendisini de alt kültürlerin toplam çarpıklığı belirlediğinden, kıyıda doğup gelişen kültürlerden söz etmek çok zor."
- Murat Aykul, Güneş

Ambjörnsen'ın kitabı hem yeraltına giden yolu ve oradaki yaşam biçimini birinci elden anlatır ve pek bilinmeyen bir dünyanın kapısını aralar, hem de yerüstünün, temelinde karbon kağıdıyla oluşturulmuş 'serüvenini' gözler önüne serer."
- Serhat Öztürk, Nokta

"Beyaz Zenciler, en sıradan tarifle düzen karşıtı bir roman. Ancak her yerde duyulan türden değil. Beyaz zenciler, gerçek birer düzen karşıtı! Bütün ideal ve ideolojilere karşı güvensizlikten öte nefret var."
- Metin Solmaz, Cumhuriyet Kitap

Kitabı okuyanlar 200 okur

  • elif saatçi
  • Mustafa Karakaş
  • İbrahim Eş
  • Büşra Baba
  • Emre
  • Elif Ezgi
  • Mone Burcu
  • Serhan Tırpan
  • Yaşasın  Bozkurtlar   #CcC
  • Ben Skoer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%36.3
35-44 Yaş
%27.5
45-54 Yaş
%2.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.9
Erkek
%48.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.9 (16)
9
%20.9 (14)
8
%26.9 (18)
7
%14.9 (10)
6
%3 (2)
5
%4.5 (3)
4
%1.5 (1)
3
%1.5 (1)
2
%3 (2)
1
%0