Adı:
Tavandaki Kukla
Baskı tarihi:
Temmuz 2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393544
Orijinal adı:
Dukken I Taket
Çeviri:
Banu Gürsaler Syvertsen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Tavandaki Kukla intikamcı bir kadının hikâyesi... Ama aynı za-manda "suç", "ceza" ve "intikam" üzerine düşünmeye davet eden bir yeraltı kitabı...

İnsanlığın "ilkel" diye adlandırılan döneminde kişi sorununu kendi çözerdi. "Uygarlık"la birlikte "toplumsal sözleşmeler" yapıldı ve "ceza" verme görevini devlet üstlendi. Peki, verilen her "ceza" mağdurdaki hasarı onarıyor, intikam isteğini dindi-riyor, barışa imkân veriyor mu? Ya da verilen "ceza" tecavüz edilen kadınlardaki yarayı sarabilir mi? "İmkânsızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat yaşamayı seçmiş-lerin" hayatlarının anlatıldığı Beyaz Zenciler'le kendisine haklı bir hayran kitlesi edinen Ingvar Ambjörnsen bu kez insan ru-hunun karanlıklarına iniyor. Tecavüz edildikten sonra intihar girişiminde bulunan ve hayatını bir akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan kız kardeşinin intikamını almak isteyen bir kadı-nın intikam yolculuğunu anlatıyor. Ayrıntılı planlar yaparak in-tikamını zamana yayan, tek ve ölümcül bir darbe vurmak yerine acıyı sürekli kılmayı seçen bir kadın bu. 

Kadın, kız kardeşinin yıllar süren suskunluğuna dayanamaz ve bir gün bilincinin derinliklerinde kapalı duran odaların birin-den çıkmaya karar verir... 
(Tanıtım Bülteninden)
160 syf.
Kül tablası ve dışkı kokar ağzıyla yakar tenini o tertemiz bedenin tenini. Sırf aşağılamaktır niyeti ve öldürür nefes almakta olan ruh çıkar, terkeder bedeni ve ET'tir sadece geriye kalan. Empati kurulması imkansız bir vahşettir tecavüz. Hedefinin sınırı yoktur. Kadın, çocuk (kız/erkek), bebek, adam, sakat, yaşlı, hayvan. Hangisine dökelim gözyaşlarımızı. Hangisinin intikamını nasıl alalım. Bıçağı olarak kullandıkları eril organlarını mı kesmeli, ya da semenlerini üreten er bezlerini mi? O tiksinç zihinleri ölmeli, hadım edilmesi gereken ruhları! Kodese girip-çıkmaları temizleyecek mi mağdurun yüreğini. Empati kuruyor mu hakimler nasıl yaşanır o yük ile? Hiç bir ceza yetmez o temiz bedenlere sürülen hakedilmemiş lekelere. Temizliğini yitiren geçici bedenleridir maktüllerin, ruhları sadece yaralıdır ve sevilmeye layıktır aslında. Onları sevmeli ve sarmalıdır sıkıca. Yanlarında durulmalı ama merhamet ile değil sevgi ile acılarını sarmalı. Onlar sevgiyi daha çok hak ediyorlar.

Gelelim Tavandaki Kukla'ya...
Banu hanım, İnşallah, maşallah, vallahi, billahi, hay Allah! Norveç kaçıncı yüzyılda İslam ile şereflendiler?! Kullanılacak başka dolgu sözleri bulamadınız mı?

Ambjörnsen, hocam bu nasıl bir kurgu? Takip etmekte zorlandığım ama ustaca inşa edilmiş bir olaylar dizisi karşımda duruyordu. Ağır aksak gelişen vakalar insana ''Alacaksan al intikamını!'' dedirtti ve bu da merakı artırırken, ''Kitap bitiyor; hani ne zaman içimiz soğuyacak'' çığlıkları attırdı.
Eldiven-Prezervatif klostrofobisi, Afgancanın seks sırasındaki vahşi anlayılamazlığı, şarabın mavi loşluktaki sıcaklığı, şömine ateşinde sarmaş dolaş geçmişin derin acıları, akan kanlar ile çürüyüp kokan çeşit çeşit etler, ustaca pişirilmiş ET yemekleri. Hocam çok güzel yazmışsınız be!
Beyaz Zenci'lerinizi de okumak istiyorum ilk fırsatta. Herkes Tavandaki Kukla'ya daha sönük derken, haklı olduklarını umuyorum. Çünkü Bahriyeli kuklanızı gayet beğendim, zenci kardeşlerinizle de oturup münakaşa etmekten büyük zevk alacağımı ümit ediyorum.
Oğuz Beyiniz...
160 syf.
·Beğendi·8/10
Suç ve Ceza kavramı üzerinden insanın ilkel yanlarını anlatmayı seçen bir eser. Bir yeraltı edebiyatı klasiği olmaya aday zannimca. Yeraltı edebiyatı sevenler kacirmasinlar.
160 syf.
·Beğendi·7/10
Tecavüze uğrayan kızkardeşinin intikamı almak isteyen bir kadının hikayesi ,çok bilindik bir konu gibi gelebilir ama daha çok psikolojik gerilim tarzında ,tek darbede işi bitirmek yerine acıyı yavaş ve kalıcı olarak vermek için planlar yapan bir kadın
160 syf.
Kitabın arkasında yazan ilk cümleyi okuduktan sonra almaya karar verdiğim kitap.
"tavandaki kukla intikamcı bir kadının hikayesi ama aynı zamanda 'suç', 'ceza' ve 'intikam' üzerine düşünmeye davet eden bir yeraltı kitabı."
Kitap tecavüzü işliyor. Failin salt kötülüğü ve nefreti dışında bir neden yok. Bu eylem fail tarafından bir nefret eylemi olarak , karşısındakini korkutmak, aşağılamak ve küçük düşürmek niyetiyle yapılıyor ve bu yolla mağdurun hayatını alt üst ediyor. Bu roman işte tam da bu alt üst oluşu anlatıyor. Ancak birinci ağızdan mağdurun tarafından değil ablasının ağzından dinliyoruz hikayeyi.
Norveç’in soğuk ve karanlık atmosferini fiyordlardan buzlanan denizi, soğuğu, karı, ormanı iyice hissediyorsunuz.
Kötüye inanıyorum ben. İyilikle kötülük arasında sürekli bir mücadele olduğuna ve bu mücadelenin de etiyle kemiğiyle bizim içimizde verildiğine inanıyorum.
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 91 - Ayrıntı Yayınları, Üçüncü Basım İstanbul, Mayıs 2015
Bizler sürekli ölüyoruz, her an bir parçamız kopup düşüyor zaten! Biliyor musun ki evde toz dediğimiz şeyin yüzde yetmişi ölü deri hücrelerinden oluşuyor?
Araştıracak olanlar bir OMO kutusunun arkasındaki satırlarda mı, yoksa Dostoyevski'nin Bütün Eserleri'nde mi bulacaklar günlük hayatımızın özünü?
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 56 - Ayrıntı Yayınları, Üçüncü Basım İstanbul, Mayıs 2015
Bazı coğrafı koordinatların bizi bağladığını ve yaşam boyunca bilinçaltımızın ayrılmaz bir parçasını oluşturduğunu hissediyorum. Sanki benim bir parçam, yaşamını hep buralarda devam ettirmiş gibi... O eski ve aşina odalarda dolaşırken zaman silinmiş gibi...
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 27 - Ayrıntı Yayınları, Üçüncü Basım İstanbul, Mayıs 2015
İşte nihai görüntü böyle olacak diye düşündü; hayatımızı daha kolaylaştırmak adına gösterdiğimiz çabalar sonucunda kendi soyumuzu yeryüzünden sildiğimizde, yabancı gezegenlerden, galaksilerden gelenler bu boş sokaklarda dolaşacaklar ve bizden kalan izleri tahlil etmeye çalışacaklar.
Ingvar Ambjörnsen
Sayfa 56 - Ayrıntı Yayınları, Üçüncü Basım İstanbul, Mayıs 2015
Defalarca öldürmüştü onu. Ta ki ölümün bir ceza değil, sadece bir karanlık, hatta belki karanlıktan da daha iyi bir şey olduğunu ve aslında ona hayatı bahşetmesinin daha gerekli olduğunu anlayana dek defalarca öldürmüştü onu...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tavandaki Kukla
Baskı tarihi:
Temmuz 2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393544
Orijinal adı:
Dukken I Taket
Çeviri:
Banu Gürsaler Syvertsen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Tavandaki Kukla intikamcı bir kadının hikâyesi... Ama aynı za-manda "suç", "ceza" ve "intikam" üzerine düşünmeye davet eden bir yeraltı kitabı...

İnsanlığın "ilkel" diye adlandırılan döneminde kişi sorununu kendi çözerdi. "Uygarlık"la birlikte "toplumsal sözleşmeler" yapıldı ve "ceza" verme görevini devlet üstlendi. Peki, verilen her "ceza" mağdurdaki hasarı onarıyor, intikam isteğini dindi-riyor, barışa imkân veriyor mu? Ya da verilen "ceza" tecavüz edilen kadınlardaki yarayı sarabilir mi? "İmkânsızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat yaşamayı seçmiş-lerin" hayatlarının anlatıldığı Beyaz Zenciler'le kendisine haklı bir hayran kitlesi edinen Ingvar Ambjörnsen bu kez insan ru-hunun karanlıklarına iniyor. Tecavüz edildikten sonra intihar girişiminde bulunan ve hayatını bir akıl hastanesinde geçirmek zorunda kalan kız kardeşinin intikamını almak isteyen bir kadı-nın intikam yolculuğunu anlatıyor. Ayrıntılı planlar yaparak in-tikamını zamana yayan, tek ve ölümcül bir darbe vurmak yerine acıyı sürekli kılmayı seçen bir kadın bu. 

Kadın, kız kardeşinin yıllar süren suskunluğuna dayanamaz ve bir gün bilincinin derinliklerinde kapalı duran odaların birin-den çıkmaya karar verir... 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Kandil K.
  • Güney Sonel
  • girdap zack unthatow
  • Arsen Tuna
  • Yalnız iyi delirdik
  • Buse Güliz Özdemir
  • Aynur Bozkurt
  • özlem er
  • merve
  • Seçil Şahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.6 (1)
9
%11.1 (2)
8
%27.8 (5)
7
%33.3 (6)
6
%0
5
%11.1 (2)
4
%5.6 (1)
3
%5.6 (1)
2
%0
1
%0