emirhan

emirhan
@kontrpres
MEB Birinci Dünya Savaşı üzerine çalışmak isteyen bir askerî tarih tutkunu
Tarih Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
239 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Kanla Kazanılan Tecrübenin Kağıda Damıtılmış Hâli
10/10
·49 syf.·
2026 16. kitabı
Mustafa Kemal Bey (albay), Çanakkale'de muzafferâne görevlerinden sonra Edirne'ye konuşlandırılan 16. Kolordu'ya komuta ettiği esnada bu kitapçığı kaleme almıştır. Kitapçık, Mustafa Kemal Bey'in kolordu zâbitanına bu eseri okunmasını tavsiye ettiği bir giriş ile başlar. 15 sayfadan oluşan eserde karar alma süreçleri ve emirlerin nasıl iletilmesi gerektiğine dair kısa cümleler vardır. Benim özgün yorumum, incelemenin başlığında bahsettiğim üzere Çanakkale'de kazanılan devasa başarılarda elde edilen tecrübelerin taze taze aktarıldığı eserin kıymetinin büyük olduğudur. Askerî tarih, tarih, Mustafa Kemal Atatürk ile ilgilenen herkesin göz gezdirmesi gerektiği düşüncesindeyim. Herkese iyi okumalar.
Atatürk
Taktik Meselesinin Çözümüne İlişkin Bazı ÖğütlerMustafa Kemal Atatürk · Genelkurmay ATESE Başkanlığı · 201120 okunma
Reklam
Ulus-Devlet Gibi Düşünen İmparatorluk ve Kürtler
7/10
·344 syf.·
2026 11. kitabı
Amerikalı kadın tarihçi Janet Klein'dan yakın dönem Devlet- Kürt ilişkileri kitabı. Bu ilişkiyi II. Abdülhamid döneminde padişahın adını taşıyan Hamidiye Alayları ismiyle kurulan hafif süvari teşkilatı üzerinden okuyoruz. II. Abdülhamid'den sonra İttihatçı rejim ve Cumhuriyet dönemlerinde de benzeri teşkilatların kurulduğunu görerek bir süreklilik sağlanmış olduğunu müşahede etmekteyiz. Kitabın birinci tezi bu süreklilik meselesi. Kitabın ikinci ana tezi ise devletin Hamide Alaylarının askeri beklentilerden ziyade Kürtlerin devlete bağlanmaları için oluşturulduğu gerçeğidir. Elbette Ermeni tehdidi veya olası bir Rus harbinde faydalar sağlanması beklenen Hamidiye'nin pek çok saikler taşıdığı açıktır. Bunun yanında Devlet, yüzyıllardır İstanbul'dan yarı bağımsız şekilde hudutlarda yaşayan Kürtleri kendi modernleşme programına almak istiyordu. Bu sebepten ötürü bizzat yazarın ifadesiyle bu kitap bir teşkilat tarihi değildir. Ulus-devletleşme süreçlerinin bir aydınlatıcı merceğidir. O gözle okunmalıdır. Yazarın kaynak kullanımını pek çok açıdan eleştirmeliyiz. Düzmece olduğu aşikar II. Abdülhamid hatıratının tıpkı François Georgeon un yaptığı gibi argümanları eleştiriden azade kılmak için kullanılması kitabın üzerine leke sürüyor. Özellikle Ermeni olayları konusunda Osmanlı kaynaklarının ikinci plana atılıp Fransız ve İngiliz konsoloslarının raporlarına bel bağlanılmış olması da koca birer eksi. "Batı bakış açısı" aşina olmadığımız bir şey değil ne yazık ki. Hamidiye Alaylarının bölgedeki dengeleri bozduğunu okuyoruz. Hamidiye'ye katılan aşiretlere verilen ve neredeyse "suç işleme özgürlüğüne" varan serbestlikler aşiretlerin birbirlerinin tarla ve hayvanlarına zarar vermeleriyle sürüp gidiyor. Meydana gelen yağma ve çatışmalarda "küçük balık" her zaman bir büyüğüne yem
Hamidiye AlaylarıJanet Klein · İletişim Yayıncılık · 201333 okunma
Uyurgezerler Avrupayı Ateşe Verdiler
8/10
·704 syf.·
2026 10. kitabı
"Hayır," dedi Jim amca. "İlk altına sıçanlar hevesli olanlardı." İncelememe savaşı "isteyenlerin" hayal kırıklığına uğradıkları bu alıntıyla başlıyorum. Zira kitap biraz da bununla alakalı. Başlayalım Sırpların 1903'te kendi krallarını öldürmesiyle başlayan, ordu içinde yayılıp devleti çepeçevre saran "komplocu" kliklerle alakalı bir bölümle başlıyoruz. Suikastin perde arkasını anlamak için güzel bir seçim olmuş. Bu kısmın hemen girişte verilmesi kitabın vuruculuğunu artırmış. Zaten kitap kronolojik bir sıra izlemek yerine kendi bildiğini okuyor. Böylesi daha iyi. Devletlerin karar alma süreçlerinin karmaşık yapısı kitapta ele alınan en güzel noktalardan biri. En yüksek makamdaki hükümdardan en düşük görevli memura kadar herkesin politikaları manipüle görmek ilham verici. Kamuoyu, basın, iç ve dış odakların devlet politikalarını nasıl etkileyebildiğini de görüyoruz. Devletlerin asla ama asla yekpare aktörler olmadığı gerçeği yüzümüze tokat gibi vuruluyor, "Avusturya şunu yaptı", "Sırbistan böyle davrandı" hülyalarından ayılıyoruz. Savaşı açma suçunun kime ait olduğunun ortaya çıkartılmak istenmesinin 25.000'den fazla eser yazılmasına sebep olduğu belirtilmiş. Bunların içinde kendi sorumluluğunun olmadığını iddia eden siyasetçi otobiyografi ve hatıratlarının mevcut olduğundan bahsedilmiş. Savaşın suçunun Almanya'nın üzerine atılmasının yanlışlığı kitabın her yerinde vurgulanmış. Bu kitabı diğerlerinden ayıran şeyin savaşın "neden" çıktığından çok "nasıl" çıktığının irdelenmiş olması diyebilirim. Avusturya Macaristan İmparatorluğunun hantal ama "bir şekilde" ilerleyen yapısı güzel anlatılmış. Bu devletin "anakronik" kaldığı yanılsaması işlenmiş. Benim de daha önce kitaplarda denk gelmediğim "Avusturya Macaristan Sanayi Devrimi" ekonomik ilerlemesinden
Uyurgezerler-Avrupa 1914'te Savaşa Nasıl Girdi?Christopher Clark · Pegasus Yayınevi · 201715 okunma
Literatüre Meydan Okuyan Bir Kitap
9/10
·315 syf.·
2026 9. kitabı
Bu kitabı İttihatçıları, Arapların Osmanlı Devletindeki durumlarını veya Arap İsyanını merak ettiğiniz için okuyabilirsiniz. Doğrudur, konusu hakkında güzel bir monografidir ama daha önemlisi tam bir başkaldırının tezahüründen başka bir şey değildir. Tüm Arap, Türk, İngiliz kaynaklarına ve diğer bilumum tüm Türk- Arap ilişkilerine dair yerleşik düşüncelere ve saplantılara salvo ateşi açılmaktadır. Bu gözle okuyunca alacağınız keyif katlanacaktır. Kitap tahmin edebileceğiniz gibi Osmanlı Devletinin Araplarla ilk temaslarına dair kısa bilgiler verdikten sonra esas konusuna değinmeye başlıyor. Kitab çeşitli konu başlıklarına ayrılsa da biz İttihatçıların iktidara gelmelerinden önceki I. Meşrutiyet (1876) ile başlayan birinci kısım ile 1908 İhtilalinden sonra İstiklal Harbine kadar süren ikinci kısımdan ibaret olarak zihnimizde ayırabiliriz. Kitabın benim tespit ettiğim temel tezleri şunlar: 1) II. Abdülhamid döneminde uygulanan İslamcılık siyasetine, Jöntürkler (ve-veya İttihatçılar) döneminde de üslubu değişse de aynı istikamette devam edildi. 2) İttihat ve Terakki hükümetinin uyguladığı merkeziyetçi politikaların Türkleştirme ve asimilasyon politikaları olarak algılamak saflıktan başka bir şey değildir. 3) Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar Türkler ve Araplar başta olmak üzere devleti oluşturan hiçbir Müslüman etnik yapıda milliyetçi ve ayrılıkçı hisler ön planda olmadı. Bunların yanına ufak ilaveler yapıyorum: a) İttihatçıların meşhur asî Hicaz Şerifi Hüseyin'i idare ediş biçimleri çok estetik diyebiliriz. Hem Hüseyin hem de hükümet birbirlerine düşen görev ve sorumlulukları isyana kadar neredeyse hatasız uygulayıp istedikleri sonuçları almışlar. b) İttihatçıların iktidar mekanizmasını ele geçirdikleri ilk dönemlerdeki tecrübesizlikleri bu kitapta gözler önüne
Jön Türkler ve AraplarHasan Kayalı · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932 okunma
8/10
·258 syf.·
2026 8. kitabı
Alman hayranı Enver, hayalleri için bizi savaşa soktu, yüzbinlerce kanı boşu boşuna döktük, ülkeyi Alman sömürgesine çevirdiler, en iyisi savaşa hiç girmemekti gibi havanda su döven ya da açıkça İttihatçı düşmanlığı kokan argümanları yerin dibine sokuluyor. Yeni kurulan Cumhuriyet'in sağlık ve selameti için anlaşılabilir sebeplerle sürdürülen bu propagandanın hala sürdürülmesi en hafifiyle tarih bilmezlik olarak değerlendirilebilir. İşte burada "imparatorluğun bir hiç uğruna savaşa sokulması" tezi mercek altına alınıyor. >"Ateşler içinde bir imparatorluğun özgürlüğe ve adalete susamış genç kuşağının askeri kanadı" olan Enver Paşa imajı çok başarılıydı. En başta bunu belirtmek istiyorum. Bu benzetmeyi kendi diyaloglarımda da kullanabilirim. >Cihan Harbinin arifesinde (aslında Balkan Savaşı sonrasında) toplumun yaşadığı psikolojik buhranlar çok güzel aktarılmış. Kamuoyunun düşüncelerini takip edebilmek çok hoş. >Devleti yöneten İttihatçı kadroların dış politikadaki yalnızlıkları ve çaresizlikleri bize mükemmel bir şekilde aktarılmış. Almanya'dan başka partner bulma ihtimalinin olmadığını müşahede ediyoruz. >Seferberlik, ordunun donatımı ve eğitimi için Alman subaylara duyulan ihtiyacı izliyoruz. >Osmanlı, Alman, İngiliz ve Rus arşivlerinin kullanılmış olması eseri göklere çıkartıyor. Diplomatik yazışmaları hemen hemen her devletin gözünden takip ediyoruz. Bu muazzam bir derinlik demek. >Savaşa katılmanın veya ittifak seçmenin tek amacının savaşı kazanmak olmadığını, savaştan sonra tam bağımsız bir devlete kavuşmak için fırsat olarak görüldüğünü tespit ediyoruz. >Osmanlı Devletinin aslında hiç de savaşa girmek istemediğini, görüyoruz. Bu bir önceki yazdığım madde ile doğrudan alakalı. >ittihatçı liderlerin her eylem ve söylemlerini rasyonel zemine olduğu gibi
Harb–i Umumi EşiğindeMustafa Aksakal · İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları · 201016 okunma
Reklam