Her insanın kendi hakkındaki tasavvuru, onun iradi davranışlarına yön veren temel etkendir. İnsan kendini nasıl kabul ediyorsa hareketlerini ona göre ayarlar. Hapishaneden kaçması için insanın önce kendinin serbest yaratıldığına inanması gerekir. Bazı görevleri yüklenebilmek, o görevleri yüklenmeye yaraştığını anladıktan sonra mümkündür. Demek ki insan her şeyden önce kendine bir tanım getiriyor, -daha doğrusu getirilmiş tanımlardan birini benimsiyor- bu tanımın gereği ne ise öyle davranıyor. Bu yüzden insanın davranışlarındaki değişikliği onun kendi hakkındaki tasavvurunun değişmesiyle açıklayabiliriz. Şüphe yok ki her insan kendi tanımını bilinçle kavrayamaz. Önce "Ben bir yalancıyım" diye kendini tanımlayıp, sonra yalan söylemesi şart değil insanın. Ama onun yalan söyleyebilmesi için önceden yalan söyleyebilecek yapıda olduğunu kabul etmesi gerekir ki bu insanın bilinçsiz de olsa kendi tanımını zihninde taşıdığını gösterir.
"Sanat alçaltıldı, muhayyile inkâr edildi/Savaş yönetti milletleri" diyor William Blake. Çok yakınlarımızda barut kokularının duyulduğu bu günlerde yukarıda andığımız mısraların büyük anlamı belirgin. Ne demek sanatın alçaltılması ve muhayyilenin inkâr edilmesi? Sanat insan için uğraşılmaya değmez bir meşguliyet haline gelmişse, o insan yaşama düzenini mekanik kılmış demektir. Makinalar güzelliklerden tad almaz, robotlar yumuşak duygulardan yoksundur. Muhayyilenin inkâr edilmesi insanın umutlarını yıkması ve böylece hırçın ve yıkıcı olması demektir. Hayatları kurumuş insanların bütün insanlığa kuraklık getireceğini, başka hiçbir şey getiremeyeceğini düşünmemiz tabiidir.
İnsanlar artık aya, güneşe, Lât ve Menât putuna tapmıyorlar ama devlet adamlarına, piyasaya, makinalara, teşkilatlara, teorilere tapıyorlar. Yeni putları mukaddes kılabilmek için kitaplı dinleri terkediyorlar. Bu tarz putperestliğin Doğu'da ve Batı'da birbirinden farkı yok. Bu tapınma biçimlerinin hepsinde aynı özelliği görüyoruz: Putta mevcut olduğunu farzettiği kuvvete sığınarak güvenliğini sağlama. Yani morfinin avutucu tesiri altında dünyadan kaçmak, hayali seçmek.
"Boş vakitlerinizde ne yaparsınız?" "Kitap okurum." şeklinde ilerleyen diyalog ile "Ben de cahil değilim." demeye çabalayan insanlar için kitap okumak bir boş vakit faaliyetidir. Doğal olarak sizin kitap okuma saatleriniz onlar için boş vakit olarak görünecektir. Sizin yoğunluktan kafanızı kaşıyamadığınızı düşündüğünüz anlar, onlar için sizinle görüşebilecekleri vakitlerdir. Tüm tavır, beklenti ve tepkileri buna göre şekillenecektir.