"Anlam, bilincin karmaşık bir formundan başka bir şey değildir: Kendi kendine var olmaz, daima bir referans noktası vardır. Anlam, deneyimler arasında var olan bir ilişki gerçekliğinin bilinç halidir."
Yaşam bazen çok komplike olacağı gibi bazen de çok basit olabiliyor. Bazen yüzyıllar evvel yaşamış insanların iki elleriyle yaptıkları şeylerin, iki dudaklarının arasından çıkan sözlerin içine hapsolmuş buluyoruz kendimizi. Oysa hayat ona ne mana yüklüyorsak sadece o idi. Ve İnsan asıl mana yüklemezse ölürdü. Anlamsızlığa anlam yükleyenler dahi şanslı kümedendi ve bir de anlamsızlığa anlam yükleyemeyenler vardı. Bir şeyler onlara sen anlam yüklediğin müddetçe var olmayı sürdürecekti ve bir gün o yüklediğin anlam denizinde kendi kendini boğacaktın. Kutsalların olacaktı, aklını kullanmadan destekçisi olup inandığın kutsalların… Belki de öyle bir kutsal seçecektin ki kendine, uğrunda ölüp öldürecektin. Peki ya yüklemediğin manalar… Onlar da bir yığın yokluk olup nefessiz bırakmayacak mıydı seni. Hiçbir şeyin manası yok deyip kahkaha attıktan on beş dakika sonra boşluğa kucak açmayacak mıydın. O boşlukta seni bir şey beklemiyor, sarılamayacaksın…
"Kişisel deneyimlerimiz evrenin planları içinde hiçbir anlam taşımaz. Bizim için çok önemli görünen ilişkilerimiz evrenin tamamı düşünüldüğünde yanıp sönen küçük bir ışıktan öteye gitmez."