Ve rüyamda dünya üzerindeki neredeyse herkes bir virüse yakalandığı için ölmüştü. Ama bu normal bir virüs değil, bilgisayar virüsü gibi bir virüstü. Ve insanlar virüse taşıyıcı birinin söylediği bir şeyin anlamı ve bunu söylerken yüzlerinde oluşan ifadenin anlamı yüzünden yakalanıyorlardı, yani virüslü birini televizyonda izleyince bile o virüse yakalanıyorlar, bu da virüsün bütün dünyaya
hızla yayıldığı anlamına geliyordu. Ve virüs birine bulaştığında o kişi hiçbir şey yapamıyor sadece koltukta oturuyor ve yemek yemiyor, su içmiyor ve sonunda da ölüyordu. Ama bazen bu rüyanın değişik versiyonlarını görüyorum, sanki bir filmin iki değişik versiyonunu, örneğin aslını ve yönetmenin seçtiği bölümlerini izlemek gibi. Blade Runner'da olduğu gibi. Ve rüyanın bazı versiyonlarında virüs onların arabalarını
bir yerlere çarpmalarına ya da denizin içine yürüyüp boğulmalarına ya da kendilerini nehre atmalarına neden oluyor ve bence bu versiyon daha iyi çünkü bu şekilde her yerde ceset olmaz.
Ve sonuçta dünya üzerinde insanların yüzlerine bakmayan ve yüzlerinde oluşan şekillerin anlamını bilmeyen kişilerden başka hiç kimse kalmıyor. Ve bu insanların hepsi benim gibi özel kişiler. Ve yalnız olmaktan hoşlanırlar ve onları zar zor görürüm çünkü Kongo ormanlarındaki bir antilop cinsi olan Okapi gibi çok utangaçtırlar ve az bulunurlar.
Sherlock Holmes'u severim ama Sherlock Holmes hikayelerinin yazarı Sör Arthur Doyle'u sevmiyorum. Çünkü o, Sherlock Holmes gibi degilmiş ve doğaüstü olaylara inanırmış. Ve yaşlandığında, ölülerle konuşulabilecegine
inanan insanlardan oluşan Spiritualistler Derneği'ne katılmış. Çünkü Birinci Dünya Savaşı'nda zatürreden ölen oğluyla konuşmak istiyormuş.
Ve bu bölümü Sherlock Holmes ile ilgili iki ilginç gerçekle bitireceğim.
1 . Orjinal Sherlock Holmes hikayelerinde Sherlock Holmes asla resimler ve çizgi filmlerde olduğu gibi geyik avcısı şapkası takmaz. Bu şapka, orjinal kitaplardaki çizimleri yapmış olan Sidney Paget adında biri tarafından yaratılmış.
2. Orjinal Sherlock Holmes hikayelerinde Sher
lock Holmes asla "Yeterince açık, sevgili dostum Watson, " demez. Bunu sadece televizyonlardaki filmlerde söyler.
insanlar, uzaylıların uzay gemilerinin katı ve metalden yapılmış olduğunu ve her yerinden ışık çıktığını ve gökyüzünde yavaşça hareket ettiğini düşünürler çünkü biz insanlar öyle büyük bir uzay gemisi inşa edecek olsaydık
herhalde böyle bir şey olurdu. Ama uzaylılar, eğer varsa muhtemelen bizden çok farklıdır. Büyük sümüklüböceklere benziyor olabilirler ya da bir çeşit yansıma gibi dümdüz de olabilirler. Ya da gezegenlerden büyük olabilirler. Ya da bir vücutları bile olmayabilir. Sadece veri de olabilirler, bilgisayarlardaki gibi . Ve uzay gemileri bulutlara benziyor olabilir ya da yaprak veya toz gibi alakasız nesnelerden yapılmış olabilir.
Davranış Bozukluklarından bazıları şunlar
A. Uzun süre kimseyle konuşmamak.
B. Uzun bir süre hiçbir şey yiyip içmemek.
C. Dokunulmaktan hoşlanmamak.
D. Üzgün ya da kızgın olduğumda çığlık atmak.
E. Küçük mekanlarda başka insanlarla birlikte olmaktan hoşlanmamak_
F. Üzgün ya da kızgın olduğumda bir şeyleri kırmak.
G. İnlemek.
H. Sarı şeyleri ya da kahverengi şeyleri sevmemek ya da sarı şeylere ya da kahverengi şeylere dokunmayı
reddetmek.
. Diş fırçama biri dokunduysa kullanmayı reddetmek.
-Farklı yemekler birbirine değiyorsa yemeyi reddet
mek.
- insanların bana kızgın olduğunu farketmemek.
-Gülümsememek.
-Başka insanların kaba olduğunu düşündüğü şeyler söylemek.
-Aptalca şeyler yapmak.
- Başkalarına vurmak.
- Fransa'dan nefret etmek.
-Annemin arabası n ı kullanmak.
- Eşyaların yerleri değiştiğinde sinirlenmek.
Bazen bunlar annemle babamı o kadar sinirlendirirdi ki bana ya da birbirlerine bağırırlardı. Bazen babam "Christopher eğer düzgün davranmazsan yemin ederim
canına okurum. " ya da annem "Tanrım, Christopher ciddi anlamda seni bir hastaneye kapatmayı düşünüyorum." ya da " Beni genç yaşta mezara sokacaksın . " derdi.