b

Blanchot

0 üye
Takip
… canlı bir varlık tarafından gözleniyormuşçasına bir kelime tarafından gözleniyor olmadaki bütün acayipliği fark etti; hem sadece bir kelime de değil, bu kelimenin için­ de bulunan, bu kelimeye eşlik eden ve kendi içlerinde de başka kelimeler barındıran bütün kelimeler -bir melek topluluğu gibi sonsuzluğa, ta mutlağın gözüne açılan kelimeler- tarafından gözleniyordu. Bu kadar iyi savunulan bir metinden ayrılmak şöyle dursun, bakışını geri çekmeyi inatla reddederek, hala derin bir okur olduğuna inanarak, tüm gücüyle metne hakim olmaya uğraştı, halbuki kelimeler onu çoktan ele geçirmiş ve okumaya başlamışlardı bile. Ancak akılla kavranabilen eller tarafından yakalanıp yoğruldu, dipdiri bir diş tarafından ısırıldı; canlı vücuduyla kelimelerin adsız biçimlerinin içine girip onlara kendi maddesini verdi, aralarındaki bağları kurdu, varlık kelimesine kendi varlığını sundu. Saatlerce, zaman zaman gözlerinin yerini alan göz kelimesiyle birlikte, kımıldamadan durdu; cansızdı, büyülenmişti ve açıktaydı. Hatta daha sonra, kendini koyverip kitabına bakarken, kendini okuduğu metnin biçimi altında tiksintiyle tanıdığında, omuzlarına tünemiş O ve Ben kelimeleri kıyımlarına başlarken, anlamdan yoksun kalmış kişiliğinde, onu derinlemesine keşfe çıkan karanlık sözler -vücudu olmayan ruhlar ve kelime melekleri- kaldığı düşüncesini korudu.
muazzam her zamanki gibi…anlamdan yoksun kalmış kişiliğinde…
Blanchot