Sevişirken enerji kullanıyorsun; seviştikten sonra da kendini mutlu hissediyor, hiçbir şeyi umursamıyorsun. Senin böyle bir şey hissetmene dayanamazlar. Her zaman enerjiyle dolup taşmanı isterler. Bütün o şeyler, uygun adım yürüyüşler, alkışlar, bayrak sallamalar, bunların hepsi ekşimiş cinsellikten başka bir şey değildir. Sen kendi içinde mutluysan, Büyük Ağabey'miş, Üç Yıllık Planlar'mış, İki Dakikalık Nefret'lermiş, onların bütün öteki pislikleriymiş, seni niçin heyecanlandırsın?"
Çok doğru, diye düşündü Winston. Bekaret ile siyasal bağnazlık arasında doğrudan ve sıkı bir bağ vardı. Yoksa Parti güçlü bir içgüdüyü bir şişenin içine hapsedip onu itici bir güç olarak kullanmazsa, üyelerinde yaratmak istediği korkuyu, nefreti ve o akılsızca bönlüğü, nasıl istediği düzeyde tutabilirdi?
Cinsel devrimin ikinci dalgası, insanlığın yarısını çağlardan beri süregelen bağımlılığından kurtarmak amacına erişebilecek ve bu süreç içinde hepimizi biraz daha insanlığa yaklaştırabilecektir. Hatta belki de cinselliği politikanın katı gerçeklerinden koparabileceğiz. Ama bütün bunlar, içinde yaşadığımız çölden yeni bir dünya yaratıncaya dek gerçekleşmeyecek.
"Cinsel bir devrim için, belki her şeyden önce geleneksel cinsel kısıtlamalara ve tabulara, özellikle eşcinsellik, 'yasal olmayan ilişki', ufak yaşta evlilik öncesi ve evlilikdışı cinsel yaşam gibi ataerkil düzenin tekeşli evlilik sistemini tehdit eden kısıtlamalara son verilmesi gerekecektir."