Günah ne kadar çekici yarabbi.. Ve suç elbette. Hiçbir günaha ve suça bulaşmamış masumlar içinse hayat ne kadar rahat ve ne kadar sıkıcı. Kim günahı tanımayan bir masuma âşık olmak ister? İnsanları günaha çağıran bir mabet kurmak isterdim, her saat başı çanlarını çalıp "Günah işleyin çocuklarım, günah işleyin çocuklarım," diye seslenen bir mabet. İnsanlar, bir büyük güce ibadet ederler.
Tanrılarına taparlar, ilahlarına, putlarına, diktatörlerine, liderlerine taparlar.
Günah ise insanın kendine tapması, kendi arzularına ibadet etmesidir.
Ve suç... Toplumla birey arasındaki o büyük uyumsuzluk.
Şunları yapmayacaksın, bunları yapmayacaksın, onları söylemeyeceksin.. Yaparsan, işte hapisane, işte sehpa, işte işkence.
İnsanları öldürmek suçsa eğer, neden her toplum insanları öldürmek için birilerini özel olarak eğitip ordular kuruyor.. İnsanları öldürmek suçsa eğer, neden polisler sokaklarda, evlerde, kapı eșiklerinde birilerini delik deşik ediyor.
Binlerce insanı bir emirle öldüren generallerin günahını Tanrı nereye yazıyor?
Tanrı, savaşanları günahtan azade mi tutuyor acaba?
İnsan günahını tek başına işlemeli bence... Suçu tek başına işlemeli.
Günah kendi günahınsa güzel.
Suç kendi suçunsa çekici.
Günahlar işleyelim, günahlarınız için mabetler ku- ralım, kendi günahlarımıza tapınalım.
Yasak aşklar peşinden gidelim.
Yasak düşüncelerle oynaşalım.
Söylenmemesi gerekeni söyleyelim, yapılmaması gerekeni yapalım.
Kim âşık olur günahı ve suçu tanımamış bir masuma?
Eğer masumsanız, bir günah ve bir suç işlemediyseniz, eğer siz korkaksanız, kendi kendinize ihanet ediyorsunuz, kendi zevklerinizi, isteklerinizi, fikirlerinizi kendiniz buduyorsunuz.
Günah işlemek için içten içe çıldırırken, bunu yapmak kendinize karşı işlenmiş bir günah değil mi?
Cehennemde yanmaktan mı korkuyorsunuz?