Bana göre darbuka yoksulluğun ve neşenin enstrümanı. Üstelik çok sokağa ait bir şey. Kenar mahallelere, varoşlara, tek başına eğlenebilmenin bir ritim tutturmanın nesnesi. Mesela insanlar abiyeler fıraklar giyip süslü salonlarda darbuka dinlemeye gitmezler. O çok sokağa ait bir şey. Hem "normal"in hem "normal olmayan"ın ritmi. "Buradayız yaşıyoruz ya işte!" demenin ritmi.