Aydınlanmanın kestirme yolu yoktur. Aydınlanma, şu anda sonsuz zekâya giden bir geçittir. Bu da ancak insanın kendisi tarafından ve kendisi için yapılabilir. Bir başkası asla aydınlanmayı öğretemez/öğrenemez, ancak bilgiyi öğretip/öğrenebilir, ilham verebilir ya da sevgiyi, gizemi, bilinmeyeni paylaşabilir. Bu da karşıdakinin ileri doğru uzanıp aramaya başlamasını sağlar. Bu çaba belki bir an sonra sona
erebilir, ama bir varlığın “şimdi”ye giden kapıyı ne zaman açacağını kim bilebilir ki?
Başkaları olmadan sırf kendi benliği ile meşgul olmak, hiç ayna olmayan bir ortamda yaşamaya benzer. O zaman varlık kendi
varoluşunun meyvelerini göremez. Yani her varlık bir diğerine, onu yansıtarak yardım edebilir. Bu da fiziksel bedenin güçsüzleştirilmesinin nedenlerinden biridir.
bedeninizdeki her hücre sizin her halinizi içerir. Günümüzde bedeninizden bir hücre alıp tüm bedeninizi kopyalamak mümkün artık. Buna “kopyalama” denir. Bir tanesi hepsini içerir. Bedenimizin bir hücresi tüm bedenimizi içerir. Aynı zamanda duygularımızı, algılarımızı, zihinsel oluşumlarımızı ve bilincimizi de içerir ve sadece bizim değil, ebeveynlerimizin ve atalarımızınkini de. Her küme diğer kümeleri de içerir. Her duygu algılarımızı, zihinsel oluşumlarımızı ve bilincimizi de içerir. Tek bir duyguya bakarak herşeyi keşfedebilirsiniz. Birlikte oluş ışığında bakın, hepsini birin ve biri hepsinin içinde görürsünüz.
.. içimizdeki kederler dönüştürüldüğü zaman bilincimiz her yeri aydınlatan ve hem bireylere hem de tüm topluma özgürleşme yolunu gösteren bilgelik haline gelir.
.. bilincimizin derinlerine gömülü ellibir tür tohum vardır. Onlardan birini suladığımız ya da başkasının sulamasına izin verdiğimiz zaman bu tohum tezahür eder ve zihinsel bir oluşum olur. Kendimizin ve başkalarının hangi tohumu suladığı konusunda dikkatli olmalıyız. Eğer içimizdeki negatif tohumların sulanmasına izin verirsek parçalanırız.