Kafam allak bullak bu satırları yazarken .Belki de allak bullak gerçekler bu denli yüzüme vurulduğundan yazabiliyorum bu satırları.
Zaman zaman dünya üzerinden gelip geçen sayısız hayat tecrübesi hakkında düşünürüm .
Bizler bazen iyi ile kötüyü çok keskin sınırlar ile ayırıp ;kötülüğü iblisliğe atfederek dışlarız kardeşlerim .
Oysa tüm bu yaşantılarımızı değerli kılan seçimlerimiz değil midir ?
“Seçme hakkına sahip olmayan kişi ,kişiliğini yitirmiş demektir “
Bu yüzden hayat ;
Yargılarımız ve değerlerimiz ile anlayabileceğimizden daha karmaşıktır.
Anti-kahraman örnekleri arasında Alex gibi :
içimizdeki bazı duyguları rahatsız edebilecek karakter barındıran bir hikaye var karşınızda .
Alex’in en çirkin ahlaksızlıkları ile yaşam tecrübesi arasında kendinize alışılmadık bir ahlak dersi çıkarabilirsiniz .
Cockney dilinde (İngiliz argosu ) “queer as a clockwork orange “ diye bir söylem vardır .
”Olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi “
Bizlere tüm bu garipliklere karşı çıkabileceğimizi düşündüren nedir ?
15-18 yaş arası öyle bir spektrum ki ;doğru ile yanlışı ayırmak bir yana ,kaderin blöflerle dolu oyunlarını ayırt etmeye çalışmakla geçiyor .
Ve en sonunda basit oyuncakların arasında büyük farkındalıklar ,pişmanlıklar ile durup :
“Bu öğrenilebilecek bir oyun değildi “
Diyebilince bir dönemi daha tamamlanıyor bu döngünün .
Otomatik Portakal sizleri bu döngünün içine atıp ,neresinde yuvarlanıp gittiğinizi sorgulatacak bir kitap .