!!!!Spoiller içerir!!!!
Okuma zevkini doruğa çıkaran bir kitap okumanın mutluluğunu yaşıyorum .usta bir kalemin şahane bir eseri "SİS"
Kitaba gelirsek kitabın kahramanı Augosto Perez adında zengin, entelektüel,yalnızlık çeken biri ,Augosto annesini yeni kaybetmiştir. Bir gün yolda yürürken eugenia adında bir kıza rastlar ve gözlerine vurulur. İşte bu der bu benim karım olmalı sonra araştırma yapar ve kızın mauricio adında uyuşuk , tembel bir nişanlısı olduğunu öğrenir. Kızın yanında kaldığı halası ve anarşist eniştesi Augosto'yu çok sever ve onu tutarlar. Sonra kız mauricio'dan ayrılır. Bu arada umutsuzluk içinde rosaria adlı çamaşırcı kız ile yakınlaşan Augosto bir daha eugenia döner. Ve evlilik kararı alınır, düğüne üç gün kala eugenia mektup bırakarak mauricio ile kaçar. Augosto bunalım yaşar ve arkadaşı Victor ile konuşur Victor ona intihar etmesini söyler. Augosto intihar etmeden önce kitabın yazarı migueli görmeye gelir o intihar edemeyeceğini söyler çünkü gerçekte var olmadığını söyler . Augosto evine gelir ve ölür .sonra sahibinin öldüğünü anlayan köpeği orpehus da ölür. kısa konu bu kitabın konusu bu ..
İnsan hayatın da yaşadığı şeyleri tamamen kavrar mı yoksa herşey den şüphe mi duyar . bazen yaşadıklarımız bize bulanık (flu) gelir .yazar buna buna "sis" diyor. Bence de yerinde bir tabir olmuş. Hayatını planlarken insan herşeyi kontrol altında tutabilir mi! Yoksa her şey kader mi yalnız ca ? Augosto için eugenia ile rosaria arasında seçim yapmak neden bu kadar zor. Kitaplardaki hayat ile gerçek farklı mı . Hepimiz bir Hamletiz şüphe etmek varoluş sebebimiz. Düşünüyorum öyleyse varım. Peki düşünce hayatı mı yönetiyor. Augosto'nun içinde yaşattığı kadınla gerçekte olan bencil eugenia aynı kişi mi ? Aslında bu soruya köpeği orpehus la yaptığı monologlarda