Gökyüzü bulutsuzdu bugün, güneş kalpteki hastalıklı bir gibi göğün ortasında gergince duruyordu; yansıttığı ışık çeşit çeşit bulut engelleriyle perdelemişti.
Şu vapur yolculuğu olur şey değil. Kısasında iş yok. Uzunu matrak, uzunu fiyakalıdır. Vapur uzak memleketlere doğru dümen kırarken, yolcular arasında birden bire bir dostluk peydahlanır. Gençliğimde bir kadın tanıdım. Binmiştik bir İtalyan vapuruna, Marsilya’ya gidiyorduk. Birinci günü kaptanla, ikinci günü ikinci kaptan ve bir yolcuyla, üçüncü günü benimle ve Pire’den vapura binmiş bir Sicilyalı ile aynı günün akşamı bir gemiciyle, gün ağarırken bir ihtiyar İngilizle doyasıya ahbaplık etmiş; hatta yeniden ikinci kaptan ve benimle, yeniden Sicilyalı ve gemici ile dostluk tazeleyen Rum Gelini Marsilya’daki nikahlısına teslim etmiştik.