................... ....... ................. .................. ''Yanlış kulvardasın, Egemen,'' dedi en sert sesiyle. İlk defa adını doğru şekilde söyledi. ''Burada senin kazanabileceğin bir savaş yok. Şansını fazla zorluyorsun.''
''Sen hangi kulvardasın peki, Murathan ?'' dedi Egemen dik dik.'' Gökçen'in hayatında eski bir arkadaştan fazlası olduğunu mu düşünüyorsun gerçekten ?''
''Ben hiçbir şeyiyken bile senden daha çok şeyiyim, '' dedi beklemeden. ''Mesela şu an benim geldiğimi bilmiyor. Görmedi. Uyuyor. Ama bilecek. Uyanır uyanmaz bilecek hem de. Hatta belki şuan uyandı. Birazdan şu kapıdan gelecek,'' derken başıyla acil girişini gösterdi. ''Sağa sola bakacak hemen. Beni arayacak. Neredeyim diye bakacak. Kaçırdım mı ? Beni görmeden mi gitti diye panik yapacak. Sonra beni görecek. Direk bana koşacak. Benim adımı söyleyecek. Seni görmeyecek bile. Varlığını dahi hissetmeyecek.'' Egemen'in bakışları iyiden iyiye çatılırken Murathan aynı kendinden emin ifadesiyle ''Niye, biliyor musun ?'' dedi başını hafifçe sola eğerken. ''Çünkü ben varsam o hep bana gelir.''
''O kadar eminsin yani kendinden ?'' dedi Egemen ilk defa sinir dolu bir sesle.
''O kadar eminim,'' derken de beklememiş, tereddüt dahi etmemişti Murathan.
''Pamuk, dedi.''................................. .. ......... .......... ......... ........ ................. ............... ................ .......... .................... ......................................................................................... ................................. .................. ....................................... ................................
''Uslu dur,'' dedi aynı bakışıyla. ''Aklım sende kalmasın.''
Bu cümleyi şu an kalın, erkeksi bir Murathan sesi söylemişti ama benim beynimin içine aynı cümleyi bana sayısız defa söyleyen ince bir Kepçük sesi yankılanıyordu.
''Ben okuldan dönene kadar uslu dur. Aklım sende kalmasın, Pamuk. Evden su alıp geliyorum. Uslu dur. Aklım sende kalmasın, Pamuk. Dondurma almaya gidiyorum. Burada uslu uslu beni bekle. Aklım sende kalmasın, Pamuk.''
................... ............................ ..... .................................. .................... ........................ ................... ........... ........... .............................. ..................... ..................................................................................... .. Gülümsedim. Ama buruk bir gülümsemeydi. Ve bu ikazlara her zamanki minik Gökçen cevabını, bu sefer ben de yetişkin Gökçen sesiyle verdim. Hem e bu cevabı dahi hatırladığımı bilmeden.
''Senin aklın var mı ki bende kalsın, Kepçük ?''