Bu tılısmât-ı cihân içinde çektim gerçi renc
Hamdülillah hâsıl ettim aşk gibi bir ulu genc
Bu cihanın tılsımları içinde gerçi çok eziyet çektim, ama Allah’a şükür aşk gibi bir büyük hazine buldum.
Demine reşk eder şehler gedânın
Ki zîrâ yok huzûru pâdişâhın
Padişahlar dilencinin nefesini bile kıskanır, çünkü padişahın huzuru yoktur.
(Cihan hükümdarı olmak dışarıdan göründüğü kadar değildir. Kanunî Sultan Süleyman zaman zaman şiirlerinde bunu dile getiriyor. Meşhur,
Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
şeklindeki beytinde de onun sağlıklı bir nefesi bile iktidardan yeğ tuttuğu görülür.)
Şimdi Muhibbî bir saneme bağlı bendedir
Baş eğmeyen kimesneye sultan olan gönül
Ey Muhibbî! kimseye baş eğmeyip sultan olan gönül, şimdi put gibi güzel olan bir sevgiliye bağlanmış bir köledir.
Harc kıl dil nakdini yârin dilersen vaslını
Belki cân vermek gerek bu yolda bâzâr isteyen
Sevgiline kavuşmak istersen gönül parasını harca. Bu yolda pazar isteyenin (alışverişe talip olanın) belki canını vermesi gerekir.
(Sevgiliye ulaşabilmek için gönülden hattâ candan vazgeçmek gerekir. Ancak bu şekilde vuslata nail olunabilir.)
Eserin yazıldığı tarih Müslüman-Doğu dünyâsının, özellikle de o dünyânın en güçlü öğesi denebilecek Osmanlı sarayının gizemli, büyülü ve egzotik bir sis perdesinin ardından görüldüğü, Batılıların merakını cezbettiği bir döneme rastlar.