▶︎ • ၊၊||၊|။|||။၊|• 0:10 “Yaşanacaksa yaşanacak ayrılıklar, mutsuzluklar”
Gitmek, kalmak ve gidememek
Ait olduğun, yaşadığın, anı biriktirdiğin, güldüğün, eğlendiğin, üzüldüğün, ağladığın bir yerden; her zerresiyle sana tanıdık gelen o yerden gitmek… Bazen isteyerek bazen istemeyerek bazen farkında bile olmayarak gitmek. Gitmek ve bir daha hiçbir zaman orayı eskisi gibi bulamamak. Hiçbir şeyin yeri değişmemiş olsa bile gidilmişse bitmiştir aitlik. Çünkü gidildiyse başka bir aitlik oluşur. Geldiğiniz yere ait hissetseniz de hissetmeseniz de gittiğiniz yerin artık yabancısısınızdır. Sokaklarını, yollarını, taşlarının şeklini bile ezbere bildiğiniz sokak artık ezberinizden silinecek kadar az uğradığınız hatta belki hiç uğramadığınız bir sokağa dönüşür. Her köşesinde anınız olan bu mekân artık yeni anı biriktiremeyeceğiniz bir geçmişe dönüşür. Bıraktığınız günde kalır ama bir daha hiçbir zaman o gün gibi hissettirmez.
Peki, ait olmadığın, içinde huzursuz hissettiğin, anı biriktirmek bile istemediğin bir yerden gitmek ya da kaçmak… Bile isteye, bariz sebeplerle, fırsat kollayarak ve en kısa sürede gitmek. Belki çok güzel şeyler yaşayabilecekken, çok mutlu olabilecekken bazı şartlar ve durumlar sonucu kaçmak istediğiniz o yerden sonunda gitmek ve kurtulmak ya da kurtulduğunu sanmak.
Ya kalmak. Gidenleri bir bir izlerken onlarla yaşadığınız tüm anıların, olayların, mutlulukların ve hüzünlerin olduğu yerde onlar olmadan kalmak… Hep gittiğiniz yerlere, her gün geçtiğiniz yollara ve sokaklara onlarsız gitmek; sürekli yemek yediğiniz yerden artık tek yemek, sohbet edip saatlerce konuşup dertleşmek için gittiğiniz 2. Eviniz olan o kafelere artık onlarsız gitmek ya da gidememek. Her şey yerli yerindeyken her şeyin alt üst gibi gelmesi. Aynı yerler; farklı zamanlar, farklı