İslâm Estetiği

2 üye
Takip
İslam düşüncesinde estetik kelimesi yerine daha kapsayıcı ifadeler kullanılmıştır. “İlmü’l-cemal” güzellik ilmi demektir ve esmâ-i hüsnaya atıfta bulunur. Cemaliyat aynı kökten türetilmiştir ve bir bütün olarak tüm güzellikleri kapsar. Bediiyat kelimesi Kur’an’da geçen ibda fiilinden türetilmiştir ve Allah’ın varlıkları en güzel şekilde yaratmasını ifade eder.
Sayfa 32 - İslam ve Tasavvuf Düşüncesinde Güzellik Anlayışı·Kitabı okudu
İslâm Estetiği
evrende iki tür güzellik vardır:
Bu güzellik, ya varlığın zatında zahiri ve batıni olarak bizzat müşahede edilir, buna hüsn-i bizzat denilir yahut neticelerinde görülür, bu ise hüsn-i bilgayr olarak adlandırılır. Dolayısıyla insanın maddi nazarına görünen bir kısım çirkinlikler güzellikleri saklayan birer perde olarak algılanır. Kışın çirkin görünen soğuk perdesinin, bahar çiçeklerinin tebessümlerini saklaması gibi.
Sayfa 33 - İslam ve Tasavvuf Düşüncesinde Güzellik Anlayışı·Kitabı okudu
İslâm Estetiği
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İslam estetik paradigmasına göre; evrende yaratılan her şey hem güzeldir hem de sanatlıdır. Çünkü hepsi de sonsuz mutlak bir sanatkarın kast ve iradesiyle planlanarak, ilim pergeliyle ölçülerek, kudret çekiciyle biçimlendirilerek, sanat maharetiyle süslenerek estetik ve hikmetli bir tasarım ile vücuda gelmişlerdir. Bu noktada İslam estetik prensiplerinin eski Yunan medeniyetinde Platon ve Aristoteles gibi düşünürlerin sanat anlayışlarından da Kur’an ve İslam’ın hükümlerine uyduğu kadarıyla etkilendikleri söylenebilir.
Sayfa 32 - İslam ve Tasavvuf Düşüncesinde Güzellik Anlayışı·Kitabı okudu
İslâm Estetiği
RESSAM YERİNE NAKKAŞ...
- "Peki bizde Batıcıların dediği gibi ressam yok mu?" - "Bizim medeniyetimizde "ressam" terimi yerine "nakkaş" sözü kullanılır. "Nakkaşlar", yalnız resim ve minyatür yapmazlar’ devrin modasına uygun olarak tezhib" (süsleme) de yaparlar. Camilerdeki, saraylardaki, köşklerdeki, kitaplardaki bütün süslemeler onların ellerinden çıkardı. Osmanlı sarayında her zaman "Cemaat-i Nakkaşan'ı Hâssa" adı ile bir nakkaşlar kadrosu bulunurdu. Bunlar, devletçe himaye edilir; kıdemlerine ve ustalıklarına göre derecelendirilir ve maaşa bağlanırlardı. Ayrıca bu usta nakkaşların yanında, ileride onların yerini alacak bir "şakirdân" zümresi de vardı. Bir "Sernakkaşın" başkanlığında kadrolaşan "nakkaşlar" ve "şakirdân" vazifelerini birbirine devrederek sanat hayatımızda bir devamlılık temin ederlerdi. Osmanlı arşivlerini karıştıranlar bizlerin ne kadar çok nakkaşa sahip olduğumuzu görürler. Öte yandan yazar, İslâm'ın "güzel sanatlar" ve "resim" konusundaki telâkkilerinden de habersizler. İslâm'ın "Sanat anlayışı" Greko-Lâtin sanatından çok farklıdır. İslâm'ı, bu telâkkisinden ötürü suçlamak, Piccaso'yu "niçin Giotto gibi resim yapmamaktadır?" diye suçlamaktan farksızdır. İslâm'ın mücerredi müşahhasa, sübjektifi objektife, non-figürasyonu figüratife, irreeli reele tercih etmesi, yepyeni bir sanat anlayışıdır ve bu yönü ile orijinaldir. İslâm sanatkârından nasıl Greko-Lâtin politeizminden kaynaklanan sanat eserlerinin benzerleri istenebilir? Bunu göremeyince de nasıl İslâm sanatı ve sanatkârı inkâr edilebilir, hayret ediyoruz! (S. Ahmet Arvasi’nin “Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz”, “İnsan ve İnsan Ötesi”, “Türk İslam Ülküsü I” eserlerinden faydalanarak Arvasi’ye İslâm sanatı ile Batı sanatı arasındaki farkları, İslâm sanatındaki tevhit mevzuunu, din ve sanat münasebetini ve güzellik kavramını
İslâm Estetiği
ALLAH GÜZELDİR, GÜZELİ SEVER...
- "Güzel nedir, güzeli nasıl yakalayabiliriz, güzellik kavramı herkes için farklı mıdır, güzelliği bize tarif edebilir misiniz? - "İnsanoğlu, yaşadığı âlemde, yalnız "doğruyu" ve "iyiyi" değil, "güzel"i de arar. Bu sebepten estetiğin gerçek konusu "güzellik" ve "çirkinlik"tir. Sanatkarın hedefi "güzel"e ulaşmak ve "çirkin"den uzaklaşmaktır. İnsanlar, "güzel nedir?", "güzellik nedir?" ve "güzel olana nasıl ulaşılır?" konusunda kolay kolay anlaşamazlar; farklı "ekol"lere bölünürler. Belki bir "pragmatist" için güzel olan "faydalı olandır" da bir "spiritüalist" -mesela H. Bergson için, güzel olan "hayatın menfaat perdesinden sıyrılarak olduğu gibi görünmesidir". Yine, belki, bir "individüalist" için güzel olan "ferdin cemiyetin esaretine isyanı" demektir de, bir "sosyalist" için bu, "sanatkârların cemiyetin dert ve meseleleri ile bütünleşmesi" olarak düşünülebilir. Öte yandan, güzeli, "objektif" bir değer sanan sanatkâr ile onu, "sübjektif" bir değer sayan sanatkâr için farklı birer "estetik dünyası" teşekkül eder. Hele, "Sanat Allah'ı aramaktır" diyen ve böylece "Mutlak Güzel"i özleyen bir İslâm sanatkârı için güzelliğin bambaşka bir mânâsı vardır. Gerçekten dehâ, "güzellik" karşısında şaşkın ve hayrandır; o, idrakine göre, imânına göre, yaşadığı zaman ve mekânın şartlarına göre, mizacına göre duygulanır durur. Fikir adamları ve filozoflar sormuşlardır: Gerçekten "güzel olan şey", bizim dışımızda bulunan objektif bir değer midir? Yoksa o, tamamı ile insana mahsus sübjektif bir değer olarak mı düşünülmelidir? Yahut "güzellik", objektif ve sübjektif değerleri aşan "müteâl" ve "mutlak" bir ideal midir? Biz, bu sorular karşısında kendi tavrımızı ortaya koymadan önce, hemen belirtelim ki, insanoğlu, tabiata ve kâinata bakarak da duygulanabilmekte; orada da "güzel"i
İslâm Estetiği
MÜCERRET SANAT ESERLERİ...
- "Peki, Müslümanın mücerret eserleri var mıdır?" - "İslâm ölçülerine bağlı kaldığı müddetçe, asla Greko-Lâtin tipinde heykel yapmayan Müslüman sanatkâr, yeri gelince, bu konuda da en mücerred eserler verebilmiştir. Klâsik bir Osmanlı mezarlığını gezenler ve dikkatle inceleyenler, mezar taşlarına bakarak "kadın" ve "erkek" kabirlerini ayırabilirler. Mezar taşını (ki, çok defa mermerdir) yontan sanatkârlar, kadının yumuşak, yuvarlak ve ince hatları ile erkeğin sert, keskin ve kalın hatlarını tecrid ederek mermere işlerlerken, gerçekten mücerredi arayan ve bulan kimseler olduklarını ortaya koymuşlardır..." (S. Ahmet Arvasi’nin “Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz”, “İnsan ve İnsan Ötesi”, “Türk İslam Ülküsü I” eserlerinden faydalanarak Arvasi’ye İslâm sanatı ile Batı sanatı arasındaki farkları, İslâm sanatındaki tevhit mevzuunu, din ve sanat münasebetini ve güzellik kavramını hayali bir röportajda sordum. M. Taha İnci, barandergisi.net/roportaj, 18 Mayıs 2024)
İslâm Estetiği