Bir yanda ihtişamıyla 900 yıla meydan okuyan bir köprü, diğer yanda yapılışı daha yirmi yılı bulmamış modern bir yapı... Aradan geçen bin yılda teknoloji ne kadar geliştiyse, insanın el becerisi ve estetik ruhu da o denli gerilemiş. Diyeceğim bu kadar. Hayırlı geceler.
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah (Celle Celâluhu)’na mahsustur. Hz. Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) O’nun elçisidir; biz de O’nun kullarıyız... Hatasından içtenlikle tövbe edenin tövbesini kabul etmesinin önünde kim durabilir ki? Bizi uzak tuttuğu yanlışlara tekrar dönmemek duasıyla...
Hastanede sıramı beklerken herkesin somurtup ciddi bir yüz ifadesiyle beklediğini yalnızca birkaç çocuğun gülümseyip neşeli olduklarını gördüm. Fark ettim ki bizler büyüdükçe fıtrattan kopuyoruz. Çocuklar ise fıtrat üzerine oldukları için etrafa gülücükler saçıp hissiz olmadıklarını hissettiriyorlar. Düşünürken yanıma kilolu bir dayı geldi ve konuşmaya başladı. Kilo başa bela insanı çok rahatsız ediyor dedi. Bende haklısın dayı dedim. Sonra yanımda duran kişiye göz ucuyla bakıp "Maşallah sıra dağları gibiyiz ikimizde." deyince üçümüz gülüşmeye başladık ve ortam değişti bir anda. Ama sen ova gibisin diye de eklemez mi. Nefsim okşandı biraz yalan olmasın. Ciddi yüz ifadelerinin yerini sıcakkanlı samimiyet içeren ifadeler aldı. Bir kişi ortamı değiştirebiliyor diye düşündüm. Sohbet esnasında Fransızca dersi öğretmeni olduğunu öğrendim. Beni burada görmese de teşekkür ederim o abiye.. Hatıra olarak burada kalsın.