- "Bakın, hangi fikre mensub olursanız olun, bu bir metod olarak çok önemli. “Başkasının nefsiyle ilgilenmekten rahat bulur” diyor; Salih Aleyhisselâm’da tecelli eden hikmet, Kendinden Zuhur. “Başkasının nefsiyle ilgilenmekten rahat bulur.”
Şimdi başkasının nefsiyle ilgilenmekten kasıt şudur; ben sizinle temasa geçtiğim ândan itibaren, ben bir varlığım, siz de bir varlıksınız ve ben böyle karşı karşıya geçtiğim zaman, sizi kendileştirebildiğim zaman rahat ediyorum. Bizim eşyaya tahakkümümüz de budur zaten, eşyayı kendimize işe yarar hâle döndürüyoruz, “benleştiriyoruz”. Meselâ, bizim yaptığımız işin karikatürüdür makinenin yaptığı… Bizleştiriyoruz…
Uzatmayalım, meselâ biz diyoruz ki; İBDA, İslâm tasavvufuyla Batı tefekkürü arasında kanatlarını açmıştır. İkinciyi birinciye mâlederken, süzgeçten geçirirken, birinciyi de bağlanacağı ipuçları hâlinde çeker… Bir ucumuz Mutlak’a bağlı, bir ucumuz insanî hakikatimize bağlı…
Başkasının nefsiyle ilgilenmekten rahat bulan; bunun Türkçesi, “başkasının fikrini hesaba çekebilen”dir. Nefs deyince lâf karışmasın diye söylüyorum… Şimdi ben buradayım, benim şöyle bir fikrim var; ben bunu yendim, bunu da yendim, bunu da yendim ve en sonunda dönüp kendine diyorsun ki; “iyi güzel ama ben kendimin doğru olduğunu nereden bileyim?” Bunlara bizim arkadaşlar âşinadır… Şöyle; “Mutlak” olmalı ki benim doğru olduğumu söylesin, yoksa o söyleyen de izafî olacak… İşin bu tarafını bırakın, her fikir, kendinden olmayanları bu şekilde hesaba çekmeyi denesin, anlatabiliyor muyum?.. Roger Garaudy, neticede, İslâm’ı, Marksizm önünde hesaba çekerken, yâni yapması gerekeni yaparken -yâni Türkiye’de bizimkilerin yapması gerekirken-, İslâm’ı hesaba çekerken karşılaştığı şeylerden dolayı Müslüman oldu. Şimdi çok basit bir lâf, bize çok hitab etmez. [Roger