"Bir zamanlar; yüzü maskeli adam, kafasında kutu olan adam ve boş teneke prenses bir kalede yaşarlarmış. Gölge cadı, onların gerçek yüzlerini çaldığı için böylelermiş ve ifadeleri olmadığı için birbirlerini hiç anlamamışlar. Hep kavga etmişler. Bir gün kafasında kutu olan adam: 'Hadi dışarıda gerçek yüzlerimizi arayalım.' demiş. Bunun üzerine üçü karavan ile yolculuğa çıkmışlar.
Daha sonra yolda ağlayan bir anne tilki görmüşler. Yüzü maskeli adam hemen tilkinin yanına gidip ne olduğunu sormuş. Bebeğini kaybetmiş tilki o yüzden ağlayıp dururmuş. Her yer kar içindeymiş. Yüzünde maske olan adam ve tilki karları kazıp bebeği bulmuşlar...
Boş teneke prenses, yalnız başına dans eden bir palyaço görmüş. Onun yanına gitmiş hemen, yalnız olduğu için, hiç ses çıkmadığı için insanların ilgisini çekemiyormuş. Prenses de onunla birlikte dans etmeye başlamış. Prenses dans ederken tenekesi tıngırdamış. Tıng tıng tıng... Böylece insanlar sesi duyup gelmişler ve ikisini dans ederken görüp alkışlamışlar.
Birden Gölge cadı gelmiş. Boş teneke prenses ile yüzü maskeli adamı bir ağacın kovuğuna hapsetmiş. 'Siz ikiniz asla gerçek yüzlerinizi bulamayacaksınız.' deyip gitmiş. Daha sonra kafasında kutu olan adam onları bulmuş. İçeri girip onları kurtarmaya çalışmış ama kutu kafası kovuktan içeri girmek için çok büyükmüş. İçeriden yüzü maskeli adamın sesi gelmiş: 'Sen git, bizi merak etme. Birazdan gölge cadı gelir zaten.' Kafasında kutu olan adam bir an düşünmüş ve kafasındaki kutuyu çıkarıp kovuğun içine dalmış. Onları kurtarmış. Dışarı çıkınca adamın kafasında kutu yerine kir, toz olduğunu görmüşler. Aniden kahkahalarla gülmeye başlamışlar. Gülmeye başladıklarında yüzü maskeli adamın maskesi düşmüş, duygusuz prensesin de tenekesi. Kafası artık kutusuz olan adam