İşe yaramaları gerektiği söylenen kuralları takip ettiğimizden, işe yaramayan şeyleri yapmaya devam ediyoruz. Bizi istediğimiz yöne götürmese de, haklı olduğumuzu söyleyen kurallara uyarak belirli bir pozisyonu savunmaya devam ederiz. Hoş olmayan şeyleri hatırlamanın iyi olmadığını söyleyen kurallar nedeniyle unutamayacağımız şeyleri unutmaya çalışırız.
Dini gereksinimlerin kaynağı olan sonsuzluk duygusunu kabul etmek doğru değildir. Bir duygu enerji kaynağına ancak kendisi de daha büyük bir gereksinimini ifadesiyle gelebilir. Din bir teselli arayışıdır. Dini gereksinimler, çocuğun çaresizlik duygusundan kaynaklanan baba özleminden doğar. Tanrı, insanın gözünde yüce bir baba figürüdür. Bir tek böyle bir baba evlatlarının ihtiyaçlarını bilebilir, onların dualarıyla yumuşar, pişmanlıklarıyla sakinleşir. Tüm bunlar o denli çocuksu ve gerçeklikten uzaktır ki insan ırkının samimi dostlarına acı verir. Din, mutluluğa ulaşmak ve acı çekmeye karşı bağışıklık kazanma yollarının hepsinin önünü tıkayarak uyum sağlamayı güçleştirir ve cinsel tatmini dolayısıyla mutluluğu engeller. İnanç sahibi olanlar Tanrı'nın anlaşılmaz yoluna sapmaya kendilerini mecbur hissettiklerinden, acılarından kurtulmanın tek yolunu boyun eğmek olduğunu kabul etmekten başka çare olmadığını düşünürler. Böyle insanlar dinin yükümlülüklerini yerine getirmedikçe kendilerini suçlu hissederler. Kendilerini günahkar olarak en fazla suçlayanlar işte bu ermişlik yoluna sapmış olanlardır. Bu demek oluyor ki erdem, ona söz verilmiş haklarının yenildiğini görüyor, itaatkar ve kanaatkar ego, akıl hocasının yani süperegonun güvenini sağlanamıyor ve onu geri kazanmak için boşuna çaba sarf ediyor. Günahlarını keşfeden insan; vicdanının standartlarını yükseltir, kendine kısıtlamalar getirir ve kefaret ödeyerek kendini cezalandırır. Böylece mutlu olma olasılığımız ta baştan beri yaptığımız kısıtlamalara en aza indirgenir. Mutsuz olmak ise çok kolay. Oysa sakinleştiriciler (uyuşturucu madde vb.) sayesinde gerçeklikten kaçabileceğimizi ve daha iyi şartlar barındıran kendi dünyamıza sığınabileceğimizi biliyoruz. Eğer mutlu olmak istiyorsak yaşamımızı alt üst eden her şeyle
... şu an içinde yaşadığımız ve ''senin ihtiyacın var ve onu ben giderebilirim. '' demenin bir bahşetme, bir alçaltma olarak algılandığı ''ve sonuç olarak bir utanç , küçük düşme hissiyle dile getirildiği'' bu topluma ne demeli?
Başka bir insana yardımı dokunacak bir eylemi gerçekleştirme yetisine sahip olduğum gerçeğini olumlamak varken, başkalarının ihtiyaçları neden benim için bir iktidar kaynağı olsun ki ...