l

Lütfi Bergen

1 üye
Takip
Ahlâkî bir dünya kuramıyoruz. İdeoloji, bize insan-insan ilişkilerinde merhameti, saygıyı unutturuyor. Bir ideolojiye bağlı olduğun ve bu ideolojinin epistemik cemaatinin ütopyasına dahil olabildiğin kadar itibar görebilirsin. Entelektüelin "hakikat" gibi bir amacı bulunmuyor. O şu an ideolojisinin yaralarını sarmak, epistemolojik grubun dağılmasını önlemek, "gelecek inşası"nı kendi entelektüel cemaatinin eylemleriyle gerçekleşmesini temin etmek için düşünüyor.
Lütfi Bergen
Biz, hakikatin peşindeyiz!
"Hakikat peşinde bir insan hayatını yaşarken paranın satın alamayacağı şeylerin peşindedir. Hayatımız bize bir bağıştır, parayla ölçülebilen bir servet değildir. Biz insanlar, milyarlarca erkek üreme hücresinin "yaşama koşusu"nu gözleyerek içlerinden birini kendine "eş" seçen dişi yumurtanın "irade hamlesi" ile var olduk. Biz "ahlâk koşusu" ile "değerli olanı bulma iradesi"nin buluşmasından oluşan varoluşuz."
Lütfi Bergen
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kavram...
Mağarada ki erdem kişiyi de şehirdekileri de kurtarmaz. Asıl olan şehirde erdemli yaşamaktır. Sahabeler, "Ya Resulullah şu günahı işledim, beni temizle" derken; modern toplumda bireyler "günahlarım yanıma kâr kalmalı" felsefesiyle yaşamaktadır. Hay b. Yakzan şehre gider ve erdemi yaşayamazken (erdemi toplumsallaştıramazken), Hz.Peygamber için Hz.Hatice şöyle demiştir: "Sen yalan söylemeyen, ailesini geçindirme mesuliyetini yüklenen, darda kalana yardım eden, misafir ağırlayan, akrabayı gözetensin. Sen eminsin." "Güzel beldelerin bitkisi güzel çıkar. Kötü olandan ise faydasız bitkiden başka bir şey çıkmaz". İyi şehirlerden iyi insanlar çıkar. Bozulan şehirler kentleşir ve insanları kötülüğe çeker.
Lütfi Bergen
İnsan vs Hayvan vs Ölüm
Hayvanlar ölmeyi bilir, onu bilmeyenler insandır. Çoğu hayvan başka bir hayvan tarafından yavaş yavaş öldürülür. İnsan ise önce yaşlanır, çaresizleşir, ölümle beklemediği anda karşılaşır. İnsana "ölmeden önce ölün" denmesi, onun ölümü bilmediğini gösterir. İnsan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. "Hayvanlar insanlardan bilgedir.", bu söze razı değilsen şu söze boyun eğmelisin: "Allah hayvanları bize ibret için yarattı (bize öğretmek için yarattı). Nitekim Kabil cesedi ne yapacağını kargadan öğrendi." Hayvanlar insanlardan bilgedir. İnsan cahil ve zalim olduğu için emaneti yüklendi. Hayvanlar yüklenmedi. Hz. Ebubekir şöyle demişti: "Keşke kuş olsaydım, keşke saman çöpü olsaydım da bu sorumlulukları yüklenmeseydim."
Lütfi Bergen
"Filistin meselesini Araplar çözemeyecek"
Arapların Osmanlı tarihi içinde en büyük kazanımı Osmanlı'nın bütün Arapları birleştirerek aralarındaki kabile savaşlarını dindirmesi idi. Bugün Arapları kabile-devlet didişmelerinden koruyacak bir üst devlet nizam tasavvurları bulunmuyor. Araplar tarihleri boyunca sadece Hz. Peygamber (asv) ve dört halife devrinde "millet-devlet" olabildi (622-661). Araplar dört halife devrinden sonra kabile devleti sistemine döndü ve Türkleri Arap topraklarına asayişi sağlamak için getirmeye mecbur kaldı. (Samarra-836). Araplar kendilerini birleştiren Osmanlı'ya "istibdat" diyerek isyan etti. 1947'den beri küresel kapitalizmin Filistin'deki "sürekli savaş" düzenine söz geçiremiyor. Arap toplumları "yenilgi yenilgi büyüyen bir zillet, bir dışlanma" yaşıyor. Hz. Peygamber Yesrib'e hicret etmeden önce Buas harbları nedeniyle Araplar (Evs ve Hazreç) 100 yılı aşan savaşlarla zillet içindeydi. Hz. Peygamber, Zülkarneyn gibi "dışarıdan" gelerek yecüc-mecüc afetinden Arapları kurtardı. "Arap aklı" kabilecidir. Veda Hutbesi böyle okunmalı. Türkler tarihleri boyunca kabileleri birleştiren "millet" tasvvuru ile hareket etti. "Türk cihan devletleri" geleneği böyle anlaşılmalıdır. Araplar bu devlet felsefesine sahip değil. Türklerin "cihan devleti" kurabilmesine rağmen Arapların kabile devletini aşamamalarının sebebi nedir? sorusu İslâmcılar tarafından sorulmamıştır. Türkler Müslüman olduğu halde Arap Devleti (Emeviler) Türklere "köle" muamelesi yaptı. Bu, Arapların "millet" olamamasının işareti. Filistin meselesini Araplar çözemeyecek. Fakat Filistin halkı da Türkiye'yi desteklemediği için sorunlarını çözebilecek dinamikleri aramıyor. Filistin Devleti, KKTC'yi tanımıyor. Oysa Doğu Akdeniz'de Filistin'in çıkarları KKTC'yi tanımaktan geçiyor. Filistin Devleti, Azerbaycan-Karabağ meselesinde
Lütfi Bergen
"Geyik" hakkında ilginç bir derleme:
Türklerde "geyik" önemli bir hayvandır. Diğer önemli hayvan ise attır. Bu iki hayvan figürü Pazırık Halısı'na işlenmiştir. Kur'an ata yemin etmiştir. Peki geyik? Zülkarneyn "çift boynuzlu-çift zamanlı" anlamına gelmektedir. Geyik figürü dolaylı bir imge olarak Kur'an'da vardır. Türk geleneğinde dişi geyik, yer-göğün birleşmesinde yeryüzünü temsil etmektedir. Türk kültüründe geyik Horasan dervişleri nezdinde "kutsal" varlıktır. Geyikli Baba bu hayvanlarla yaşar. Abdal Musa-Kaygusuz Abdal menkıbesinde "geyik" anlatısı vardır. Türklerde geyik "mürşit" olarak kabul edilir. Menâkıbnâmeye göre Alâiye (Alanya) sancağı beyinin oğlu Gaybî (Kaygusuz), bir geyiğin peşine düşer ve onu vurur. Ancak geyik kaçar ve Elmalı’da Abdal Mûsâ’nın dergâhına girer. Dergaha gelen Gaybî'ye şeyh kolunu kaldırır. Ok Abdal Mûsâ’nın koltuğuna saplanmıştır. Türkler çift boynuz'u askerî esaslı bir sembol olarak kabul etmiştir. Zülkarneyn de zaten asker ve manevî önder olarak görülmektedir. Türklerde geyik "yol gösterici" olarak kabul edilir. Türkiye'de muhafazakârların kentleşme tasavvuru evlerdeki "geyikli halı" kültürünü silmiştir. Dede Korkut hikayelerinde de "geyik" buluşturan bir karakterle sembolize edilir. Bamsı Beyrek, geyik peşine düşer, Banu Çiçek’e rastlar. Koyun Baba, geyiklerle dolaşır. Geyik boynuzu "çağrı" anlamına gelir. İsrafil'in üfleyeceği boru, boynuzdur. Yazıcıoğlu Mehmed’in; “Sûru demiştir Resûlullah kim ol bir nûrdur, Şekli boynuz şeklidir eyle bu söze i‘tikād” beytinde ifade edilen borunun boynuz şeklinde olduğu kabul edilir.
Lütfi Bergen