Sanki bir okyanusun dibindeydim... nefes alamıyordum, ama yüzmeye de çalışmıyordum, gittikçe batıyordum. Yüzeye çıkmak dahi istemiyordum, artık batmayı kabullenmiştim sanırım...
İnsan tatmadığı duygunun tutkunu olamaz. Bu hep böyle bilinegelmiştir bizler için. Oysa hiç aşık olmamış solgun ruhum aşka susuyor. Susuyor... Derin bir karanlıkta yankısını arıyor. Umuda dair düşüncelerim sanrılarıma dolanıyor, bir bir kayboluyor. Aydınlık kalbimdeki tüm sokak lambaları akşamın çökmesiyle yıldızlarla rekabet etmek için yerini alıyor. Kör olmuş gözlerim yıldızları seçemiyor, her birini boşlukta kucaklıyor. Okuduğum kitap kafamı daha çok karıştırıyor. Acımı dindireceği yerde daha çok acı katıyor. Çivi çiviyi söker de acı bir diğerini nasıl söker? Olsa olsa yarasını deşer... Kan akıyor ruhumdan, kırışık nevresimim şikayet ediyor ruhumun ağırlığından. Bir his ki yapımış canıma, peşimi bırakmıyor. Nefret denilebir ya da başka bir şey... Geçmiyor, beni aynaya bakmaktan alıkoyuyor. Kendimden soğutuyor, zihnimde amansız kavgalar başlatıyor. Bitmez bir savaş, yenilmez bir güç... Her geçen gün daha çok tükeniyorum. Mümkün değil, kendimi sevemiyorum...