Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı taklitçilikleri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı!
Zamanın geçmesini istemek, bende sabit bir fikir. Oysa ne bekliyorum? Adresi yanlış yazılmış bir mektubun, bir sabah uyku sersemi, gelip beni bulmasını mı? Ancak uzun uykusuzluklardan sonra varılabilen bir rahatlıkla, ölüvermeyi mi? Eninde sonunda, zamanla da aramız açık. Bana birşey getirmiyor. Beni alıp götürmüyor.
Ne kadar yırtınsam, hep aşağılık, bunaltıcı bir saniyenin sınırları arasındayım, başka saniyeler de pusuda hazır.