Muhasebe kültürünü geri getirmeden Türkiye’de Müslümanların herhangi bir kazanımda bulunması hayal olur. Bunun meratibini açmayı deneyelim:
1-) Ferdi muhasebe. Bu, her ferdin daimi bir gözden geçirmeyle, kendi fiil ve niyetlerine fokuslanmasıyla gerçekleşmesi gereken bi süreç. Dindeki yeri “muhlisun”dan olmağa varan bi yolculuk. Elbette zor ancak en azından “gereklilik” olarak işaretlenmesi bile çok önemli.
2-) Mikro çapta cemâi muhasebe. Bunun anlamı her küçük topluluğun -aileden başlamak üzere- birbirlerinin fiillerine dair bir yorum, kendiliğinden bir yoruma dayalı hayat tarzı geliştirmesi manasınadır. Geleneğin henüz parçalanmadığı toplumlarda sonradan pejoratif (aşağılayıcı, küçümseyici) tarzda isimlendirilen “mahalle baskısı” bu muhasebenin pratiğe dökülmüş hâlidir mesela.
3-) Makro çapta cemiyyet muhasebesi. Bu muhasebenin yürütücüsü siyasiler, onlara bir model, ideal tip çizmesi bakımından da âlimler / aydınlar sınıfıdır. Bu muhasebe tamamlayıcı gibi gözükse de diğer iki muhasebenin gevşediği zaman diliminde bir müdahale biçimi olarak damgayı vurucu tarzdadır. İstikrar, tabii düşüşlerde bu muhasebe tarzı halkı ayakta tutmaya kâdirdir.