İnceleme
Uzun bir aradan sonra Şehnaz AKKOÇ’ın ilk kitabı olan Son Yazgı romanını incelemeye karar verdim. Kitap incelemesi yapmak güç bir iştir bunu baştan söyleyim. Kitabı sakin bir kafa ile okumak gerekir her şeyden önce. Dış etkilerden olabildiğince uzak durmak ise bence en önemlisi. Yazar Şehnaz AKKOÇ ile arkadaş olmam ve hatta aile dostumuz olması beni bu durumda biraz zorladığını itiraf edebilirim. Beni yakinen tanıyan insanlar söz konusu edebiyat olduğunda bu tür durumların yorumlarımı etkilemeyeceğini gayet iyi bilirler. Sözü daha fazla uzatmadan kitap hakkındaki değerlendirmelerime geçmek istiyorum.
Öncelikle kitabımız köy romanı türünde. Türü gereği yöresel ağız oldukça fazla kullanılmış. Birinci tekil şahıs ağzından yazılan eser başarılı bir anlatım sağlayabilmiş. Yer yer köylü – yer yer İstanbul ağzı karışmış olmakla beraber romanda tarihsel bir süreç işlediğinden okul gören köylü bir gencin haliyle konuşması da değişmiştir. Bunu kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar hissedebiliyorsunuz.
Hikâye sırasıyla Osmaniye’nin bir köyünde başlayıp Adana, Ankara gibi Anadolu şehirlerinde devam etmekte ve yine Osmaniye’de son bulmaktadır. Bu tür eserlere ben çember tabirini yakıştırıyorum. Başladığı yerde biten hikayeler kitap içerisinde nostalji hisleri uyandırması kaçınılmazdır. Yazar bu durumu çok iyi idare etmiş. Betimlemeler ile bu hissi yaşamanıza imkân sağlamış. Romanın orta bir temposu bulunmaktadır. Romanda çok hızlı zaman sıçrayışları bulunmamak ile beraber bu duruma ihtiyaçta bulunmamaktadır. Başkarakterin kişisel gelişimi güzelce işlenmiş olmakla ve yakın zamandaki halleri maalesef çok kısa bırakılmış. Bu durum beni biraz üzdü doğrusu. Çünkü geçmiş ayrıntılı ve başarılı işlenmiş olması hikâyeyi okur tarafından sahiplenme imkânı sağlarken yakın