Yusuf, Zeynep ,Ova ve Ali… Saf, masum, merhametli, yüreklerinde sadece iyilik olan güzel çocuklar. Çukurova’da doğup büyümeseler farklı olur muydu hayatları?Coğrafya kader miydi hakikaten? Bu satırları size yazarken bile hala sıcacık içim ama bir yandan da sızım sızım sızlıyor. Öyle güzel bir roman okudum ki size, bana yaşattıklarını anlatabilecek miyim layıkıyla bilemiyorum. Öncelikle @sehnaz.akkoc ‘u tebrik etmek istiyorumBana çok sevdiğim #fakirbaykurt tadında bir okuma deneyimi sunduğu için.Samimi, doğal, içten, akıcı, kusursuz dili ile hepimizin içine işleyecek bir kurgu oluşturmuş. Ancak okurken de anlıyoruz anlattıklarının salt kurgu değil yöre insanın kaderi olduğunu.Yokluğa ,sefalete, kısıtlı imkanlara hatta imkansızlıklara rağmen, insanca yaşayıp hayattan hak ettiğini almaya çalışan güzel yürekli insanların hikayesi.Hikaye gibi okuduğumuz ama yok sayıp görmezden geldiğimiz gerçekler.Dört çocuğun köye gelen bir öğretmenle değişen hayatları.Amaçları uğruna çabalayan küçücük bedenleri yanında, olan bitenleri hem fark eden hem de akıl erdiremeyen çocuklar.Saf, temiz, masum, hakiki sevgi.Namuslu insanlar yanında olabildiğince alçalan, aşağılık olmanın kitabını yazan haris insanlar.Tam düze çıkıyor yolumuz derken ani bir virajda savrulan gençler.Mecburiyetler ve mecbur bırakan taş kalpliler. Iraz Ana, Sümüklü Necmi, Yaşar Öğretmen, Haydar Abi ,Suna, Refik Bey ve Süreyya. Bu kitabı mutlaka okuyun arkadaşlar. İzin verin olan biteni kendileri anlatsınlar size. Onlarla sevinin, mutlu olun, yüreğiniz ağzınıza gelsin, heyecandan eliniz ayağınıza dolansın, umudunuz hep içinizde pırpır ede dururken; kızın, öfkelenin, ağıtlar yakın, lanetler edin.Tüm olan biteni okuyunca siz karar verin.Suçlu kim?Niye bu yaşananlar?Kader mi sahi? Yoksa kader denen şey hep başkalarının