Vefatı esnasında şeyhlerden biri Mümşâd-ı Dîneverî'yi ziyarete geldi. "Allah (c.c) sana şöyle şöyle ikramlarda bulunsun, böyle ikram etsin..." diye dualarda bulundu. Mümşâd güldü ve,
"Otuz senedir cennet ve nimetleri bana arzedilmektedir, ancak ben onlara gözümün ucuyla dahi bakmış değilim" dedi.
( Bu durum özellikle sâlihlerin son nefeslerinde görülen bir istiğrak halidir. Allah'ın r zâsından ve O'nun cemâlinden başka hiçbir şey istememek anlamına gelmektedir.)
"
Kalbim taşlaşıp yollarım tıkandığında,
Teslim ettim ümitlerimi senin affına.
Çok büyük geldi günahlarım bana,
Ancak ne zaman ki geldi senin affınla yan yana,
Senin affını daha büyük gördüm onun yanında.
Affettin sen daima kullarının günahlarını,
Eksik etmedin cömertliğini, affını ve ihsanını.
Kurtulamazdı hiçbir kul şeytanın aldatmasından
Sen olmasaydın eğer,
Nasıl kurtulsun ki, aldatmıştı o temiz kulun
Âdem'i meğer!
"
Sâlihlerden biri son anlarına yaklaşınca hanımı ağlamaya başladı. "Neden ağlıyorsun?" diye sorduğunda, "Senin için ağlıyorum" der. Sâlih, "Şayet ağlayacaksan kendine ağla, yoksa ben kırk yıldır bugünüm için ağlamaktayım" dedi.
Sahâbeden Vâsile b. Eska' (r.a) bir hastanın ziyaretine gitmişti. Ona, "Allah'a olan zannını bana anlatır mısın? O'nun sana ne şekilde muamelede bulunacağını düşünüyorsun?" diye sordu. Hasta, "Günahlarım gırtlağıma kadar dayanmış helâk olmak üzereyim, ama hâlâ rabbimin rahmetinden ümidimi kesmiş değilim" diye cevap verince Vâsile (r.a) tekbir getirdi, onunla beraber ev halkı da tekbir getirdi. Vâsile (r.a) tekrar Allahüekber dedikten sonra, "Ben Resûlullah'ın (s.a.v) şöyle dediği işittim" diyerek şu hadis-i şerifi nakletti:
"Allah Teâlâ buyurur ki: Ben kulumun zannı üzereyim; o halde beni dilediği gibi düşünsün.”