o

Opera

5 üye
Takip
Carmen(opera)'deki en etkileyici an benim açımdan 1.perdedeki Don José ile Carmen'in ilk karşılaşmalarında yaşanıyor. Carmen, Don José'ye ne yaptığını sorduğunda "silahım için bir bağ" cevabını veriyor. Carmen de bu cevaba alaycı bir şekilde "bir bağ öyle mi?" diye karşılık veriyor ve elbisesinden koparttığı yapma bir çiçeği Don José'nin tam kalbine atıyor. Don José, Carmen'den çok etkileniyor ve kendisini ilk görüşte böyle etkileyen bir kadının kesinlikle bir cadı olduğunu düşünüyor. Sahnedeki yapma çiçek yapma yani sahte bir aşkı ve aşktaki sahtelikleri sembolize eder. Carmen, aşkı cesurca ve her tür toplumsal baskıdan uzak yaşayan bir kadın olduğu için bağ ile alay eder ve daha sonra Don José'nin bağ yaptığı silahı ile Don José tarafından terk edildiği gerekçesiyle katledilir. Buradaki bağ, hem Don José'nin Carmen için nişanlısını ve orduyu terk etmesini sembolize eder hem de Carmen'in Don José'yi terk ederek bir matadorla aşk yaşamasını sembolize eder. Bu sahne ile benim açımdan her şey açıklanır gibidir. Carmen, özgür olmak isteyen, ataerkil toplumda baskılanan, yetersiz yasalarla korunamayan kadınların yaşadıklarının sahnedeki bir temsilidir. Çağında ahlaksızlığa teşvik ettiği gerekçesiyle de sansürlenmiştir. Carmen'in sahnelendiği dönemin kadına bakışı kadının bir cadı, öteki, öldürülmesi, ortadan kaldırılması gereken, ahlaksızlığın yegane kaynağı olarak algılanmasından ibarettir. Ama ne fark eder ki günümüzde değişen ne? Carmen'in sahnelenmesinden yirmi yıl kadar önce Fransa'da kocasından ayrılmak isteyen bir kadının Madame Bovary'i okuyup ahlaksızlaştığı yönünde bir mahkeme kararı dahi var.
Opera
ACT 1: Carmen, aşkı anlatıyor:
Kimse uysallaştıramaz, Aşk asi bir kuştur. Gelmemeye karar verdiyse, Acıyla çağırmak boştur. Ne tehdit ne niyaz, her şey çaresizdir, Biri konuşur rahatça, bir diğeri sessizdir. Tercihim sessiz olan, Tek kelime etmez ama hoşlanırım ondan. Aşk, aşk, Asla kanun dinlemez, Aşk bir çingene çocuktur. Sevmezsen beni, ben seni severim. Seversem seni, benden sakın kendini! Yakalarım sandığın kuş, Çırpar kanatlarını uçar gider. Aşkı uzaklardadır deyip beklersin Ama çıkar gelir hiç beklemezken. Her yandan dolu dizgin gelir ve gider, Ve sonra geri döner. Sarılırsan kaçıp gider. Özgürüm zannedersin, daha sıkı sarar. Aşk, aşk, Asla kanun dinlemez, Aşk bir çingene çocuktur. Georges Bizet- Carmen
Opera
Reklam
CAVALLERIA RUSTICANA OPERASI :
Sicilya’nın bir köyünde yortu günü. Köylüler yavaş yavaş kiliseye yönelmekte, kadın sesleri baharın kıvancını yansıtmaktadır. Köyün genç kızlarından Santuzza, kilise karşısındaki meyhaneye yönelir, sahibesi Lucia Ana’ya oğlu Turiddu’yu sorar, delikanlı gece eski sevgilisi Lola’nın evi yanında görülmüştür. Oysa kadının dediğine bakılırsa kasabaya şarap almaya gitmiştir. Lola’ nın kocası arabacı Alfio kırbacını şaklatarak neşeli şarkısıyla görünür, karısını beklemektedir. Köy halkı kiliseye dolmuş, dua başlamış, Santuzza’nın güzel sesi yankılanmaya koyulmuştur. Dua bitince kız tekrar Lucia Ana’ya gelerek konuşmaya başlar. Ona Turiddu’nun askere gitmeden önceki yavuklusu Lola ile buluşmakta olduğunu haberler. Lucia Ana kiliseye girdiğinde Turiddu da görünmüştür. Santuzza delikanlıya kasabaya gitmediğini, gece Lola’nın evi yanında gördüğünü söyler. Turiddu bu sözlere kızmıştır. Kıza kıskançlığının tutsağı olamayacağını açıklarken cilveli bir kadın sesi yaklaşır, gelen Lola’dır. Turiddu’ya bir çiçek atarak kiliseye girer, delikanlı kadını izlerken Santuzza bağırır: «Hayır Turiddu, beni haince terk edemezsin!» Sonra alana giren Alfio’ya karısının Turiddu ile kendisini aldattığını haberler. Alfio öcünü alacaktır. Yortu âyini sona ermiş, köylüler bu defa meyhaneye yönelmiştir. Turiddu ünlü içki şarkısıyla herkesi içeriye çağırır. Birden Alfio gelerek delikanlının uzattığı kadehi döker. Bu türlü bir davranış Sicilya törelerine göre düello demektir. Turiddu annesini çağırır, ona veda eder, Santuzza’ya bakmasını söyleyerek ayrılır. Köylüler korkuyla sonucu beklemektedir, bir kadın çığlığı yükselir: «Turiddu’yu öldürdüler!» Herkes dehşetle haykırır, Santuzza ve Lucia Ana bitkin yere yıkılırlarken perde iner. m.youtube.com/watch?v=YR7IefN...
Opera
Giulio Cesare Operası
Gücünün doruğunda bulunan Cesare düşmanı Pompeus’u yenilgiye uğratıp Mısır’ı egemenliğine katmıştır. Mısır tahtının iki adayı olan Ptolemeus ve kardeşi Cleopatra arasındaki gerilim sürüp gitmektedir. Ptolemeus Cesare’ye hoşgörünmek için yenik komutan Pompeus’un başını kestirip gönderir. Bu olay Roma başbuğunu üzmüştür. Cleopatra ise başka bir oyuna kapılmış, kendisini Lidia adıyla bir saray nedimesi olarak tanıtıp Cesare’ye kardeşinin planlarını haber vermeyi düşünmüştür. Bu arada Pompeus’un karısı Cornelia’nın Ptolemeus’u öldürmeye kalkması başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Cesare, Lidia adıyla tanıdığı Cleopatra’yı ilk görüşte sevmiştir. Ona evlenmek istediğini söylerken halk ve askerlerin Ptolemeus’un etkisiyle Cesare’ye karşı ayaklandığı haber verilir. Romalı başbuğ önce yenilgiye uğrarsa da askerlerini toplayıp zaferi kazanır. Opera Cesare ve Cleopatra’nın evlenme töreniyle biter. Bestecinin arya ve resitatif tekniğinde en olumlu örneklerini toplayan bu ilgi çekici yapıt günümüzde de sahneye konmaktadır. Handel özellikle karakterlerin belirtilişinde başarı göstermiş, ayrıca senfonik bir çabayla eseri kurtaran nedenleri tamamlamıştır. George Frideric Handel m.youtube.com/watch?v=R6DMV8M...
Opera
Elektra Operası
Kral Agamemnon, karısı Kraliçe Klitemnestra ve kadının âşığı Egistus tarafından öldürülmüş, geride üç çocuğu kalmıştır; oğlu Orestes ve iki kızı; Krizotemis ve Elektra. Çocuklar baskı altında büyütülmüş, Orestes saraydan uzaklaştırılmıştır. Elektra babasının öcünü almak amacıyla yanıp tutuşmakta, yarı çılgın bir yaratık izlenimi bırakmaktadır. Krizotemis ona ikisinin de bir yere kapatılacaklarını haberler. Hayır, bu böyle sürüp gitmeyecektir. İşte anneleri takıp takıştırmış, süslenmiş törene gitmektedir. Elektra kadına yaklaşır, kardeşi Orestes’i sorar. Klitemnestra’nın bu çılgınla konuşmaya niyeti yoktur. Zaten geceleri uyuyamamakta, bir göz durmadan kendisine bakmaktadır. Orestes’e gelince iyidir, Kral oğluna lâyık bir eğitim görmektedir. Elektra bunların yalan olduğunu söyler. Orestes gelecek, öçleri alınacaktır. Bir haberci görünerek Klitemnestra’ya mektup uzatır. Söylentiye bakılırsa bu mektupta Orestes’in öldüğü yazılıdır. Krizotemis kardeşine iki habercinin daha geldiğini bildirir; biri genç diğeri yaşlıdır. Genç haberci Elektra’ya yaklaşarak Orestes’in arkadaşı olduğunu, onun öldüğünü söyler. Elektra kendini tanıtır, delikanlıya adını sorar, genç habercinin dediğine bakılırsa onun kimliğini saraydaki köpekler bile sezmiştir. Elektra kardeşi Orestes’i tanır. Delikanlı ve öğretmeni bir kızın eşliğinde uzaklaşırlar, kısa süre sonra ölmekte olan Klitemnestra’nın feryatları yankılanır. Elektra “Vur! Bir daha vur!” diye kıvançla söylenirken Egistus girer, kız bir meşale alır, dans eder gibi yürüyerek adamı içeri sokar. Birkaç dakika sonra Egistus’un yardım isteyen sesi duyulur, ölmüştür… Elektra alınan öcün zevkinden çılgına dönmüş, dans etmekte, saray halkını kendisiyle dansa çağırmaktadır. Birkaç hareket yaptıktan sonra yıkılır, son nefesini vermiştir. Eski
Opera
Norma Operası(Hüzünlü Bir Başyapıt)
Romalı Pollione'ye duyduğu aşk uğruna yeminini bozan Druid tapınağının Baş Rahibesi'nin hikayesini konu alır.  Galyalılar Roma boyunduruğundan kurtulmaya karar vermişlerdir. Druid başrahibi Orosevo’nun kızı başrahibe Norma kutsal otu keserek savaşı başlatacaktır. Norma yıllar önce Romalı komutan Pollione ile gizlice evlenmiş, ondan iki çocuğu olmuştur. Komutanın son zamanlarda kendisinden yüz çevirmesine üzülmekte, onun başkasını sevmesinden kuşkulanmaktadır. Bu nedenle Roma’nın zaten çökmek üzere olduğunu söyleyerek savaşı erteler. Pollione ise rahibe Adalgisa’yı sevmekte, kendisiyle Roma’ya gelmesini istemektedir. Norma kocasının kimi sevdiğini öğrenmiştir. Ancak Adalgisa başrahibenin kocasıyla evlenmeye niyetli değildir. Bu kararını Norma’ya açıklar ve Roma kampına gidip Pollione’ye de açıklayacağını söyler. Bu arada Pollione’nin Roma’ya döneceği, yerine zalim bir komutan atandığı haberi savaşın başlamasına yol açmıştır. Norma, tapınaktaki törende Pollione’nin rahibeler yapısına girerken yakalandığını duyar. Komutanın Adalgisa’yı kaçırmak istemesi başrahibenin kıskançlığını ateşlemiştir. Tapınaktakilere tutuklu Pollione ile yalnız konuşacağını bildirir, ona Galya’yı ve Adalgisa’yı bırakırsa canını bağışlatacağını söyler. Pollione kızın suçlu olmadığını savunur, kendisini öldürtmesi için yakarır. Norma herkesi toplar, aralarında bir günahkâr rahibe bulunduğunu, onun da kendisi olduğunu açıklar. Pollione bu davranış karşısında karısına hayran olmuş, son anda onu sevdiğini anlamıştır Her ikisi de yüzleri siyah tülle örtülü, yanmakta olan ateşe doğru götürülürken perde iner. «Norma» lirik müziği, dramatik yapısıyla «Opera seria» repertuarının seçkin bir örneği olarak kalmış, geçen yüzyılın iki büyük opera bestecisi Wagner ve Verdi yapıtı her fırsatta övmekten
Opera
Reklam
Reklam