-.. "mükemmel bir müzik, insan kulağının hiç duymadığı bir müzik dinlemek istediğimde uyurum."
-"Tamam o zaman, tam yerindesiniz; uyuyun Sayın Kont, uyuyun, opera bunun için hizmete açıldı."
"En popüler opera eserlerinden biri olan, Georges Bizet'nin Carmen'i 1830'da İspanya'da uzun bir seyahat yapan Fransız yazar Prosper Merimee'nin 1845'te aynı başlığı taşıyan öyküsünün serbest yorumunu temel alır. Öykü yaklaşık 1820'de Sevilla'da ve yakınlardaki tepelerde geçer. İlk sahnede Carmen ve diğer kadınların sigara sardıkları büyük bir on sekizinci yüzyıl tütün fabrikası görülür. Günümüzde üniversite binası olarak kullanılan fabrika ziyaret edilebilir. Son sahnenin geçtiği boğa güreşi arenasını görmek de mümkündür. Oyunda İspanyollar taverna dövüşçüsü, kaçakçı, maceraperest ve boğa güreşçisi olarak betimlenen duygusal ve kanun dışı kişiler olarak gösterilir. Öykü ve opera hem Fransızcaydı hem de İspanya'yı dışarıdan bir bakışla, özellikle fettan Carmen'le tanıtıyordu. İngiliz, Amerikan ve Rus prömiyerleri 1878'de yapıldı ve 1881'de İspanyol prömiyeri büyük bir başarı kazandı."
Öyle ki Mustafa Kemal, izlediği temsilden sonra, kendisine refakat eden Sonranye (Bulgar Millet Meclisi) üyesi Şakir Zümre Bey'e, "Adamların Balkan Savaşı'nı niye kazandıklarını şimdi anladım ," diyecekti. Neden böyle demiştir? Çünkü opera bir tertip ve disiplin işidir.
Opera besteciliği Batıda, Floransalı bilgin Kont Bardi sayesin de 1600 yılında başlamıştır; ilk büyük klasik de, bilindiği gibi, Monteverdi'nin 1607 tarihli Orfeo'sudur. Demek ki Batı yaklaşık 400 yıldır opera oynuyor. 1934'de İran Şahının Türkiye'yi ziyareti münasebetiyle Atatürk, Saygun'a “Özsoy" operasını, kendisinin Ankara'ya gelişinin yıldönümü münasebetiyle de yine Saygun'a "Taşbebek", Akses'e "Bayönder" operalarını, konularını verip librettolarını düzeltmek suretiyle ısmarlamıştı (yani emretmişti). Ama o, o zamandı. 1934'ten bu yana 62 yıl geçti ve bu süre içinde topu-topu 10-15 opera bestelendi.