Onlar ölmediler yok,
Ateş fitiller gibi:
Dimdik ayakta,
Barut ortasındalar!
Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgar,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!
Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
Bir çan darbeleri gibi,
Onlar.
Ölmüş gövdeler arasında,
Zaferi çekiçleyen bir ses gibi
Onlar,
Kara bir ses gibi.
Ey canevinden vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Neruda'nin geçici mezarı --daha sonra mezarlığın arka tarafına, Victor'un yattığı yere taşınacaktı- başında, bulutlu göğün altında konuşmaları dinlerken hiç tanımadığım, bir daha
hiç karşılaşmayacağım (gerçi bir tanesinin adım daha sonra 'kayıplar' listesinde görecektim) birçok kişi, gelip bana sarıldı.
Sube a nacer conmigo, hermano" ('Benimle doğmak için kalk, kardeşim') ve "Gel, sokaklardaki kam gör . . . " Seslerin biri bırakıp diğeri başladıkça Neruda'nin dizeleri büyüyor, faşizmin görünen yüzünün karşısına dikiliyordu